. Ziyaretçi


Okunma Sayısı: 38430

Bu Sayıdaki Diğer Yazılar

Metni Yazdır

KÖPRÜ Dergisini web üzerinden www.kitapyurdu.com adresinden satın alabilirsiniz.

Kampanyamızdan yararlanarak dergimizin eski sayılarına uygun fiyata sahip olabilirsiniz tıklayın.


 KÖPRÜ / Kış 98 
 Modernleşme Serüveni
 KÖPRÜ / Yaz 2012 
 İnsanlığın Kurtuluş Reçetesi: Kur’ân Medeniyeti


Copyright © 2006
KÖPRÜ Dergisi
Her Hakkı Saklıdır

Meşrutiyet'in 100. yılında Türkiye Demokrasisi
Yaz 2008   [ 103. Sayı ]


Siyasal Yönetim Biçimleri ve Demokrasi

The Political Goverment Types and Democracy

Coşkun Can AKTAN

Prof. Dr. Dokuz Eylül Üniversitesi, İİBF Öğretim Üyesi, Sosyal Bilimler Araştırmaları Derneği (SOBİAD) Yönetim Kurulu Başkanı

Demokrasi’nin Doğuşu ve Gelişimi

Bir siyasal yönetim biçimi olarak demokrasinin ne zaman ve nerede doğduğu konusunda kesin bilgiler mevcut olmamakla beraber, genelde, M.Ö. V. Yüzyılda Atina ve Isparta şehir devletlerindeki yönetim şekillerinin demokrasiye başlangıç teşkil ettiği savunulmaktadır.

Demokrasi kavramının ortaya çıktığı Eski Yunan döneminden günümüze değin insanlar hep ideal bir yönetim düzeni arayışı içerisinde olmuşlardır. Demokrasinin günümüz açısından ifade ettiği anlamı ve demokrasinin temel unsurlarını ele almadan önce, geçmişten günümüze büyük düşünürlerin siyasal yönetim ile ilgili olarak sınıflandırmalarını ve demokrasiye bakış açılarını ortaya koymakta yarar bulunmaktadır.1

Demokrasi’nin ilk ortaya çıktığı ve uygulanılmaya çalışıldığı Eski Yunan’da Eflatun ve Aristo’nun siyasal yönetim biçimleri üzerine yaptığı sınıflamaları bilmek son derece önem arz etmektedir. Eflatun, siyasal yönetim biçimlerini beş ayrı grupta toplamaktadır. Bunlar, tiranlık, demokrasi, oligarşi, timarşi ve aristokrasidir. Eflatun’a göre tiranlık, bir kişinin zorbalığına dayanan bir yönetim; demokrasi ise halkın yönetimi demektir. Eflatun sınıflandırmasında, oligarşi, zenginlerin yönetimi; timarşi, şan ve şerefe düşkün olanların yönetimi; aristokrasi ise soyluların yönetimi anlamına gelmektedir. Eflatun’a göre en ideal yönetim sistemi “aristokrasi”dir. Eflatun tüm yönetim sistemlerinin zaman içerisinde dejenere olacağı, demokrasinin de yozlaşarak despotizme dönüşeceği düşüncesindedir.

Aristo ise siyasal yönetim biçimlerini altı ana başlık altında inceler (Bkz: Şekil-1). Bunlardan tiranlık, tek kişinin zorbalık yönetimidir. Eğer, tek bir kişi halkın çıkarları için egemenliği elinde bulunduruyorsa bu yönetim sistemi “monarşi”dir. Aristo’nun sınıflamasına göre eğer, yönetim kendi özel çıkarlarını halkın çıkarlarının üstünde tutan belirli bir zümrenin elinde ise bu yönetimin adı “Oligarşi”dir. “Aristokrasi”, halkın çıkarları için hareket eden belirli bir zümrenin yönetimidir. Demokrasi, halkın çoğunluğunun kendi özel çıkarlarına yönelik kararlar aldığı ve uyguladığı bir yönetim adıdır. Aristo’ya göre en ideal yönetim biçimi ise “polity”dir. Dikkat edilirse, Aristo’nun demokrasiye bakış açısı Eflatun’dan farklıdır. Eflatun “aristokrasi”yi; Aristo ise “polity” adını verdiği yönetim düzenini ideal siyasal yönetim biçimi olarak görür.

Eflatun ve Aristo’nun siyasal yönetimler üzerine görüşleri ve yaptıkları sınıflandırmalar kendinden sonraki düşünürleri çok büyük ölçüde etkilemiştir. Denilebilir ki, modern demokrasinin fikir babaları olan St. Thomas Aquinos, John Locke, Montesquieu, J.J. Rousseau gibi büyük düşünürler Eflatun ve Aristo’nun görüşlerinden hareket ederek demokrasi konusunda kendi yaklaşımlarını ortaya koymuşlardır. (Bkz: Tablo-2).

Örneğin, Ortaçağın Hıristiyan düşünürlerinden St. Thomas Aquinos, Aristo’nun yaptığı sınıflandırmayı aynen esas alır. Hobbes ise, yaptığı üçlü sınıflandırmada demokrasiyi halkın egemenliğine dayalı yönetim olarak tanımlamakla birlikte, halkın kendi güvenliği için sahip olduğu hak ve özgürlüklerin bir kısmından vazgeçmesi gerektiğini ve “Leviathan” adını verdiği devlet yönetimine kendini teslim etmesi gerektiğini savunur. Hobbes’un demokrasi anlayışında yöneticilerin güç ve yetkileri sınırlandırılmamıştır. Bu nedenle Hobbes’un esasen mutlakiyetçiliği savunan bir düşünür olduğunu belirtmekte yarar vardır.

John Locke ise Hobbes’den farklı olarak toplumun kendi mal ve can güvenliği için siyasal toplumu, yani devleti oluşturduğunu ve bazı hak ve özgürlüklerin kullanımını bizzat kendilerinin sınırlandırdığını ifade eder. Ancak, siyasal gücü elinde bulunduran devlet yöneticilerinin güç ve yetkilerinin mutlaka sınırlanmış olması gerekir. Aksi halde, yöneticiler sahip oldukları güç ve yetkilerini kötüye kullanabilirler.

Çağdaş demokrasinin oluşumuna en büyük katkılardan biri de Montesquieu’dan gelmiştir. Montesquieu, John Locke gibi, egemenliğin halk adına kullanan seçilmiş yöneticilerde toplandığı yönetim biçimi olan demokrasilerde, yöneticilerin ve yetkilerinin mutlaka sınırlandırılması gerektiğini savunmuştur.

Buraya kadar yaptığımız açıklamalarda sadece bir siyasal yönetim biçimi olarak demokrasiye fikri katkıda bulunan filozofların görüşleri özetlenmiştir. Önemle belirtelim ki, siyasal hak ve özgürlükler ve demokrasi yönünde asırlardır verilen mücadeleler demokrasinin evrenselleşmesinde çok önemli rol oynamıştır. İnsanların mücadeleleri sonucunda bugün tüm dünyada saygı gören insan hak ve özgürlük bildirgeleri ortaya çıkmıştır. Bu özgürlük bildirgeleri demokrasinin doğmasında ve güçlenmesinde mihenk taşları olmuştur.

Doğrudan Demokrasi, Temsili Demokrasi ve Yarı Doğrudan Demokrasi

Demokrasi, yüzyıllar boyunca insanlığın hep ideali olmuş, ancak günümüze değin gerçek yaşamda bir “fantasma” olmanın ötesine gidememiştir. Demokrasinin gerçek anlamı, insanlık tarihi boyunca çarpıtılarak anlam erozyonuna ve yorum enflasyonuna uğratılmıştır. Şüphe yoktur ki, gerçek demokrasi, halkın bir aracı olmaksızın kendi kendini bizzat yönetmesi demektir. Bu çerçevede “doğrudan demokrasi”, yani halkın yönetimle ilgili kararları kendisinin alması ve uygulaması gerçek demokrasi demektir. Ancak günümüz açısından gerçek demokrasi bir idealden öteye anlam taşımamaktadır. Büyük düşünürlerden J.J. Rousseau “gerçek demokrasi sadece bir idealdir” demekle doğrudan demokrasinin günümüz dünyasında uygulanamayacağını ifade etmektedir. Doğrudan demokrasinin pratikte bir değer taşımaması dolayısıyla “temsili demokrasi”nin ve “yarı doğrudan demokrasi”nin gerçek demokrasiye en yakın yönetim biçimi olduğu savunulmuştur. Temsili demokrasi, halkın kendisini yönetecek temsilcileri seçmesi ve onlara yönetme yetkisini devretmesi demektir. Günümüzde çeşitli ülkelerde uygulanmakta olan temsili demokrasi modelinde “seçim ve oylama mekanizması” ile halk, kendini yönetecek insanları belirli bir dönem için seçmektedir. Halkın görevi neredeyse seçim sandığına gitmekle bitmekte ve daha sonra halkın seçtiği temsilciler yönetsel görevler üstlenmektedir. Temsili demokrasilerde halkın yönetime aktif olarak katılamaması dolayısıyla “yarı doğrudan demokrasi” savunulmuştur. Yarı doğrudan demokrasi, “temsil” ve “katılım” ilkelerinin bir arada gerçekleştirilmesini amaçlamaktadır. Yarı doğrudan demokrasi, esasen bir “katılımcı yönetim” modelidir. Bu yönetim sisteminde halkın yönetime aktif olarak katılımını sağlayan başlıca şu araçlar söz konusudur:

  • Seçim ve Oylama Mekanizması: Genel ve eşit oy sistemine dayalı bir seçim sistemi ile halk kendini yönetecek temsilcileri kendisi seçmektedir.

  • Halkın Kanun Teklifi: Belirli sayıda seçmen, parlamentoya kanun teklifi verebilme hakkına sahip bulunmaktadır.

  • Halk Vetosu: Halk, kendi seçtiği temsilcilerinden oluşan parlamentonun çıkardığı bir kanunu veto edebilme hakkına sahip bulunmaktadır.

  • Referandum: Ülke açısından büyük önem arz eden bazı konularda halk oylamasına gidilmesi demektir.

  • Geri Çağırma Hakkı (Recall): Halkın, kendi seçtiği temsilcilerini görev süresi içinde başarısız bulması halinde, belirli sayıda seçmen imzası ile yöneticilerini görevden alabilmesi “geri çağırma hakkı” olarak adlandırılmaktadır. Bu katılımcı yönetim aracının özellikle yerel yönetimlerde, küçük yerleşim alanlarında etkin bir şekilde uygulanabileceği savunulmaktadır.

  • Halkın Meclis Toplantılarına Katılımı: Halkın, yerel meclis toplantılarına katılımını ifade etmektedir. lHalk Danışma Kurulları Oluşturulması: Belirli konularda uzman vatandaşların yerel meclislerde ve yürütme organlarında danışman olarak istihdam edilerek yönetime aktif olarak katılımı amaçlanmaktadır.

  • Bilgi Edinme Özgürlüğü: Vatandaşların, kamu yönetimi hakkında bilgi edinme hakkı ve özgürlüğünün anayasal ve yasal güvence altına alınmasını ifade etmektedir.

  • Ombudsman: Çevrenin korunması, trafik kurallarının ihlal edilip edilmediğinin gözetlenmesi vs. konularında ve yönetimle ilgili şikayetlerin çözüme kavuşturulması amacıyla saygınlığını genel olarak kabul edilen gönüllü vatandaşlardan oluşan “ombudsman bürolarının” oluşturulması ve böylece halkın yönetimde daha aktif bir rol alması önerilmektedir.

Yukarıda yarı doğrudan demokrasini ya da katılımcı demokrasinin uygulanabilmesi için çeşitli araçları özetlemiş bulunuyoruz. Önemle belirtelim ki, günümüzde bu katılımcı demokrasi araçlarını pratikte uygulayan ülke sayısı son derece sınırlıdır. Bu araçların uygulanması kimi zaman çok yüksek maliyetlere (parasal maliyet, zaman maliyesi vs.) neden olmaktadır. Bu araçların uygulanması yönetimde karar alma sürecinde gecikmelere neden olabilmektedir. Bu nedenlerle referandum, halkın kanun teklifi, halk vetosu gibi araçlar çok sınırlı uygulama alanı bulabilmektedir.

Günümüz Açısından Demokrasinin Anlamı ve Unsurları

Buraya kadar yaptığımız açıklamalarda demokrasinin kavram olarak doğuşu ve gelişimi ile doğrudan demokrasi, yarı demokrasi ve temsili demokrasi kavramlarını özetlemiş bulunuyoruz. Günümüz açısından demokrasinin anlam ve unsurlarını ise bu başlık altında ele alacağız.

Demokrasi, yaygın olarak “halkın kendi kendini yönetmesi” olarak tanımlanır. Etimolojik kökeni itibariyle, demokrasi Eski Yunanca “Demos” (Halk) ve “Kratos” (Egemenlik=İktidar) kelimelerinin birleştirilmesiyle oluşturulmuştur. Buradan hareketle demokrasi “halkın egemenliği”ne dayanan bir siyasal yönetim biçimi olarak tanımlanabilir.

Kanaatimizce demokrasiyi sahip olması gereken unsurlar yönünden ele alarak incelemek ve bu şekilde bir tanımlama yapmak çok daha doğru olacaktır. Demokrasi için gerekli unsurlar ya da şartları kısa başlıklar altında ele almaya çalışalım.

1. Siyasal Özgürlükler: Demokrasi için ilk ve vazgeçilmez koşul siyasal özgürlüklerin mevcut olmasıdır. Demokrasiyi dar anlamda siyasal özgürlüklerin mevcut olduğu yönetim biçimi olarak tanımlamak mümkündür. Siyasal özgürlüklerden söz edince başlıca üç türde özgürlüğü anlamak gerekir:

Siyasal Katılım Özgürlükleri: Seçme ve seçilme özgürlüğü, siyasi parti kurma özgürlüğü, dernek kurma ve derneklere üye olma özgürlüğü, toplantı ve gösteri yapma özgürlüğü siyasal katılım özgürlükleri arasında sayılabilir.

Sivil Özgürlükler: Düşünce özgürlüğü, din ve vicdan özgürlüğü, seyahat özgürlüğü, özel hayatın gizliliği hakkı, kişi dokunulmazlığı ve yaşam hakkı vs. hak ve özgürlükler sivil özgürlükler (civil liberties) arasında sayılır.

Siyasal Rekabet Özgürlükleri: Seçime katılan siyasi partilerin sayıca çok olması, seçim için rekabet edebilme hakkının ve siyasi parti liderliği için yarışma hakkının fiilen mevcut olması siyasal rekabet özgürlüğünü ifade etmektedir.

2. Hukuk Devleti: Demokrasi için ikinci önemli unsur “Hukuk Devleti”dir. Hukuk devleti, halkın seçtiği yöneticilerin hukuk kuralları dahilinde hareket etmesi demektir.

3. İktidarın Sınırlandırılması: Hukuk devleti zorunlu olarak iktidarın sınırlandırılmasını şart koşar. Siyasal iktidarın, güç ve yetkilerinin sınırlandırılmadığı bir yönetimi “hukuk devleti” olarak adlandırmak mümkün değildir. Sınırsız güç ve yetkileri olan bir siyasal iktidar her zaman siyasal özgürlükleri sınırlandırabilir ve hatta ortadan kaldırabilir.

4. Kuvvetler Ayrılığı: Yine hukuk devleti ve iktidarın sınırlandırılması ile yakından alakalı olan bir diğer “kuvvetler ayrılığı” ilkesidir. Kuvvetler ayrılığı, yasama, yürütme ve yargı güçlerinin tek elde toplanmamasını ifade eder. Kanun yapma görevinin yasamaya; kanunları uygulama görevinin yürütmeye; yapılan uygulamaların anayasa ve kanunlara aynı zamanda kanunların da anayasaya uygunluğunun bağımsız yargı organlarına ait olması gerekir.

5. Şeffaflık: Demokrasi için gerekli bir diğer unsur ise kamu yönetiminde şeffaflığın mevcut olmasıdır. Demokrasi bir açık toplum düzenidir. Demokrasi için, yöneticilerin eylem ve davranışlarının mutlaka açıklık içinde cereyan etmesi ve vatandaşların kamu yönetimi hakkında bilgi edinme hak ve özgürlüklerinin bulunması gerekir.

6. Laiklik: Demokrasi için, din ile devlet işlerinin birbirinden mutlaka ayrı olması gerekir. Demokrasi, bireylerin inanç alanlarına müdahale edilmemesini, bir başka ifadeyle bireylerin inanç özgürlüğüne sahip olmalarını savunur. Dine dayalı veya dine destek veren devlet anlayışlarında, bireylerin tamamen kendilerine ait özel bir alan olan inanma ya da inanmama özgürlüklerinin ortadan kalkması tehlikesi mevcuttur. Bu nedenle, laiklik ilkesi din ve vicdan özgürlüğünün korunması için gereklidir.

7. Demokrasi Kültürü: Bir toplumda mevcut olan kültür, değer yargıları ve ahlak da demokrasi için önem taşımaktadır. Siyasal özgürlükler sadece yasa ile korunamaz. Demokrasi kültürü, bireylerin birbirlerinin hak ve özgürlüklerine saygılı olmasını da gerekli kılar.

8. Sivil Toplum: Demokrasinin oluşması ve kurumsallaşması için sivil toplumun güçlü ve etkin olması gerekir. Siyasal güç karşısında hak ve özgürlükleri için mücadele eden sivil toplum kuruluşlarının sayısı arttıkça demokrasi de giderek kurumsallaşır.

Yukarıda demokrasi için gerekli unsurları maddeler halinde özetlemeye çalıştık. Tekrar belirtelim ki, demokrasi’yi “halkın egemenliği” ya da “halkın yönetimi” şeklinde tanımlamak pratikte çok anlamlı olmamaktadır. Gerçekteki ideal olan “halk egemenliği”ne ulaşabilmesi için yukarıda saydığımız unsurların mevcut olması gerekir.

Öz

Demokrasi kavramının ortaya çıktığı Eski Yunan döneminden günümüze değin insanlar hep ideal bir yönetim düzeni arayışı içerisinde olmuşlardır. Bu çalışmada, geçmişten günümüze büyük düşünürlerin siyasal yönetim sınıflandırmalarına ve demokrasiye bakış açılarına kısaca yer verilmekte ve demokrasinin günümüz açısından ifade ettiği anlam ile demokrasinin temel unsurları gözler önüne serilmektedir.

Anahtar Kelimeler: Demokrasi, monarşi, aristokrasi, tiranlık, timarşi, polity

Abstract

People have been looking for an ideal government order since the times of Ancient Greece in which the concept of democracy has emerged until now. This article discusses briefly the classification of political systems by the great thinkers from the past to our times and their views on democracy. Furthermore, the current meaning of democracy with its basic factors is being displayed in this short text.

Key words: Democracy, monarchy, aristocracy, tyranny, timarchy, polity

Kaynaklar

Akın, İlhan F., Kamu Hukuku,5.b. İstanbul: Beta Yayınları, 1987.

Barry, Norman., “Democracy”, in: N.Ashford and S.Davies, A Dictionary of Conservative Libertarian Thought, London: Routledge, 1991.

Dahl, Robert A., Modern Political Analysis, 5th ed., Prentice Hall, New Jersey, 1991.

Göze, Ayferi ., Siyasal Düşünceler ve Yönetimler, İstanbul: Beta, 1986.

Green, Philip., Key Concepts in Critical Theory: Democracy, New Jersey: Humanities Press, 1993.

Kışlalı, Ahmet Taner., Siyasal Sistemler- Siyasal Uzlaşma ve Çatışma, Ankara: İmge Kitabevi.

Russell, Bertrand, Batı Felsefesi Tarihi (İlkçağ, Ortaçağ, Yeniçağ), 3.Baskı, Çev. Muammer Sencer, SAY Kitap Pazarlama, İstanbul,1983, s. 597.

Sabine, George., Siyasal Düşünceler Tarihi II, Çev. Alp Öktem, Türk Siyasi İlimler Derneği Yayını, Ankara 1969.

Sartori, Giovanni., The Theory of Democracy Revisited, Chatham, N.J: Chatjam House, 1987.

Stockton, David., The Classical Athenian Democracy, Oxford: Oxford University Press, 1990.

Şenel, Alaeddin., Siyasal Düşünceler Tarihi, İstanbul: Bilim ve Sanat Yayınları, 1997.

Tunçay, Mete., Batı’da Siyasal Düşünceler Tarihi, İstanbul: Bilgi Üniversitesi, Yayınları, 2004.

West, David., Kıta Avrupası Felsefesine Giriş (Türkçesi: Ahmet Cevizci) İstanbul: Paradigme Yayınları, 1998.

Yayla, Atilla, Siyaset Teorisine Giriş, Siyasal Kitabevi, Ankara, 1998.

 

Dipnotlar:

1. Bu konuda bkz: İlhan F. Akın, Kamu Hukuku, 5.b. İstanbul: Beta Yayınları, 1987.; Ayferi Göze, Siyasal Düşünceler ve Yönetimler, İstanbul: Beta, 1986; Ahmet Taner Kışlalı, Siyasal Sistemler- Siyasal Uzlaşma ve Çatışma, Ankara: İmge Kitabevi.; Mete Tunçay, Batı’da Siyasal Düşünceler Tarihi, İstanbul: Bilgi Üniversitesi, Yayınları, 2004.; Alaeddin Şenel, Siyasal Düşünceler Tarihi, İstanbul: Bilim ve Sanat Yayınları, 1997; David West, Kıta Avrupası Felsefesine Giriş (Türkçesi: Ahmet Cevizci) İstanbul: Paradigme Yayınları, 1998; Bertrand Russell, Batı Felsefesi Tarihi (İlkçağ, Ortaçağ, Yeniçağ), 3. Baskı, Çev. Muammer Sencer, SAY Kitap Pazarlama, İstanbul,1983 ; Atilla Yayla, Siyaset Teorisine Giriş, Ankara: Siyasal Kitabevi, 1998.; George Sabine, Siyasal Düşünceler Tarihi II, Çev. Alp Öktem, Türk Siyasi İlimler Derneği Yayını, Ankara 1969. Ayrıca bkz: David Stockton, The Classical Athenian Democracy, Oxford: Oxford University Press, 1990.; Giovanni Sartori, The Theory of Democracy Revisited, Chatham, N.J: Chatjam House, 1987.; Philip Green, Key Concepts in Critical Theory: Democracy, New Jersey: Humanities Press, 1993.

Yukarı