. Ziyaretçi


Okunma Sayısı: 16151

Bu Sayıdaki Diğer Yazılar

Metni Yazdır

KÖPRÜ Dergisini web üzerinden www.kitapyurdu.com adresinden satın alabilirsiniz.

Kampanyamızdan yararlanarak dergimizin eski sayılarına uygun fiyata sahip olabilirsiniz tıklayın.


 KÖPRÜ / Kış 2009 
 Demokrat Anayasa Arayışları
 KÖPRÜ / Kış 2005 
 Bilim ve Din


Copyright © 2006
KÖPRÜ Dergisi
Her Hakkı Saklıdır

Sevgi
Kış 2008   [ 101. Sayı ]


Mevlana'da Hz. Peygamber Sevgisi

The Love on Prophet by Maulana

Cüneyt GÖKÇE

Yrd. Doç. Dr., HRÜ., İlahiyat Fak. Öğrt. Ü., cuneytgokce@harran.edu.tr Bu çalışma, 26–28 Ekim 2007 tarihleri arasında Şanlıurfa’da düzenlenen “Uluslar arası Mevlana ve Mevlevilik Sempozyumu”na bir bildiri olarak sunulmuştur.

Mevlana ile ilgili bir takım açıklama ve yorumların; İslamiyet ve Hz. Peygamber göz önünde bulundurulmadan yapılması ve sanki Mevlana’nın, İslam’dan bağımsız biriymiş gibi lanse edilmeye çalışılması böyle özet bir çalışmayı yapma ihtiyacı doğurmuştur.

1- Mevlanaya Göre peygamberliğin Gerekliliği:

İnsanoğlunun bu dünyaya gönderilişinin temel amacı baş başa bırakıldığı sınavı başarıyla bitirmesini sağlamaya yönelik tavırlar sergilemesidir. Kuşkusuz bu sınavı başarabilmesi, hakkı batıldan, iyiyi kötüden ve güzeli çirkinden ayırt edebilmesine bağlıdır. Yüce Yaratıcı’nın görevlendirdiği rehberler bu hususta yol göstericidir. İşte bu bağlamda Mevlana, dünya hayatını bir zindana, bir efsun sandığına benzetir ve bu efsun sandığından kurtulmanın yolunu şöyle gösterir:

“Peygamberlerden, şerîat sâhibi elçilerden başka kim kurtarabilir, halkı efsun sandığından?!…”1 Zira: “Peygamberler, kulları Allah’a ulaştırmak için gelmişlerdir.”2 İnsanların kendilerine lüzumlu bilgileri elde etmeleri için peygamberlerin rehberliklerine ihtiyaçları vardır. Bu alanda peygamberler adeta ışık görevi görmektedirler.3 Peygamberlik kurumunun gerekliliğini bu şekilde vurgulayan Mevlana, insanların peygamberlere uyma konudaki sorumluluk ve zorunluluklarına da dikkat çeker.4

Buna göre, çeşitli sorumluluk ve görevlerle dünyaya gönderilen insanların, peygamberlerin kılavuzluklarına şiddetle ihtiyaçları vardır. Peygamberlerin görevi, bu kılavuzluğu tam anlamıyla yerine getirmek olduğu gibi; insanlar da bu kılavuzlara uymakla mükellef tutulmuşlardır.

2- Hz. Peygamber Sevgisi ve Mevlana:

“Mevlânâ’nın düşünce dünyası incelendiği zaman odak noktasının insan olduğu görülür. Mevlânâ eserlerinde insanlığa, mükemmel insan, güzel ahlak sahibi, dürüst, çalışkan, alçak gönüllü, hoşgörülü; kısaca örnek insan olmanın yollarını anlatır. Mevlâna, Hz. Muhammed (asm)’den aldığı değerler çerçevesinde insanlara sevgi yolunu göstermeye çalışır. Bu anlatımlarında da Hz. Muhammed (asm)’den sıkça örnekler verir. Neredeyse her hikâyesinde bir hadis-i şerife gönderme yapar ve şahit gösterir.”5

Hikâyelerini dile getirirken ayet ve hadislerden bol miktarda misaller getirir. Örnek alınacak kişi olarak da özellikle Hz. Muhammed’e dikkat çeker. Hz. Peygamber’i ismen zikrettiği gibi, sıfatlarıyla da anar; özellikle Ahmed, Muhammed, Mustafa isimlerini çokça kullanır.

a) Tek Kurtuluş yolu: Allah yolu, Peygamber yolu ve Kur’an yolu:

Mevlana, inanç dünyasını berraklaştırarak her yönüyle Yüce Allah’a, Hz. Peygambere ve Kur’an’a bağlı olduğunu net ifadelerle dile getirir. Aslında Mevlana’nın aşağıdaki ifadeleri başka kanıta ihtiyaç bırakmayacak kadar açıktır:

Ben sağ olduğum müddetçe Kur’ân’ın kölesiyim.
Ben Muhammed Muhtâr’ın yolunun tozuyum.
Benim sözümden bundan başkasını kim naklederse,
Ben ondan da bîzârım, o sözlerden de bîzârım6.

Şu ifadeler de aynı anlayışın teyit ve tasdikçisidir:

Aklı Mustafa’nın yoluna kurban et, “Allah’a dayandım” de. Zira Allah her şeye yeter7.

b) Rehber-i Ekmel: Hz. Muhammed

Mevlana’ya göre Hz. Peygamber, en mükemmel rehber ve yol göstericidir. Mevlana, bu kanaatini şöyle dile getirir.

Başına örtüyü çekme, yüzünü örtme. Çünkü dünya şaşkın bir cisimdir, sense akılsın.

İddiacıdan utanıp gizlenme sakın. Çünkü sen, parlayan vahiy mumunu taşıyorsun.

Haydi, geceleyin kalk. Çünkü sen mumsun ey sultan; geceleyin mum ayakta durur.

Senin nurun olmadıkça aydınlık gündüzde bile gecedir. Sana sığınmadıkça, aslan tavşana esirdir!

Ey Mustafa! Bu safâ denizinde kaptanlık et! Çünkü sen, ikinci Nuh'sun.

Her yolda, özellikle deniz yolunda, akıl sahibi bir kılavuz gerekli.

Kalk da bak yol yorgunu kervana. Bak her bir yanda kaptan olmuş bir gulyabani.

Zaman’ın Hızır’ı sensin. Her geminin kurtuluşu sendedir. Ruhullah (İsa) gibi yalnız yürüme.

Bu topluluğun önünde gökyüzündeki ışık gibisin, güneşe benziyorsun. Halktan kopmayı, köşene çekilmeyi bırak.

Ey peygamber, hidayet, Kaf Dağına benzer, sen ise Ankâsın. İnziva zamanı değil, gir topluma.

Dolunay, geceleyin yürür göğün zirvesine. Köpeklerin sesinden çekinip bırakmaz yürüyüşünü.

Kınayanlar, senin dolunayına ve zirveye yürüyüşüne, tıpkı köpekler gibi havlayıp dururlar.

Bu köpekler, sağırdır “susun” emrine. Senin dolunayına karşı akılsızca havlayıp dururlar.

Terk etme hastayı, ey şifa. Sağıra kızıp da körü bastonsuz bırakma.

Sen dememiş miydin, köre yolda yardım eden, Allah’tan yüz sevap ve ecir kazanır, diye?

Kim körün kırk adım yürümesine yardım ederse, bağışlanmış ve doğru yola ulaşmış olur, dememiş miydin?

Öyleyse bu fani dünyada, bölük bölük alıp götür körleri.

Yol göstericinin işi budur; sen yol göstericisin. Sen sevinçsin, âhir zaman yasına.

Ey sakınanların önderi, şu hayale dalanları yola çıkarıp kesin bilgiye ulaştır hadi.

Sana tuzak kurmaya gönlünü kaptıranın boynunu ben vururum; sen neşeyle yürü.

Körlükler katarım körlüğüne. O şeker sanır, oysa ben ona zehir veririm.

Akıllar, benim ışığımla ışıklanır. Tuzaklar, benim tuzağımdan ders alır8.

c) Alemlere Rahmet: Hz. Muhammed

Cahiliye döneminin çirkefliğine işaret eden Mevlana, Hz. Peygamber sayesinde insanlığın nur ve huzur bulduğunu dile getirir:

Küfür, insanlığın yüzünü karartmıştı. Hz. Muhammed'in nuru imdada yetişti. Ölümsüzlük davulu çalındı, sonsuza kadar yaşayacak olan manevî saltanat geldi.

Yeryüzü manen nurlandı, yeşillere büründü, gökyüzü sevincinden yenini, yakasını yırttı. Yeniden ay ikiye yarıldı, mücerred olan ruh geldi.

Dünya tatlılıkla doldu ve beline mutluluk kemerini bağladı. Kalk, zira o ay yüzlü tekrar geldi!

Gönül yedi göğün işaretini gösteren usturlab gibi oldu, Ahmed’in gönlünün aşıklaması yedi cildi doldurdu9.

d) Saadet-i Dareynin temin edicisi: Hz. Muhammed

Mevlana’ya göre Hz. Peygamber, bu dünyada yol göstericimiz ve rehberimiz olduğu gibi; ahirette de şefaatçimiz ve savunucumuzdur:

O, bu dünyada da şefaatçidir o dünyada da, bu dünyada insanı dine götürür, o dünyada cennetlere.

Bu dünyada “Sen onlara yol göster” der; o dünyada “Sen onlara ay gibi yüzünü göster” der.

Onun gizli, aşikâr işi, daima “Yarabbi, sen kavmime doğru yolu göster, onlar bilmiyorlar” demektir.

Onun nefesiyle iki kapı da açıktır. Duası, iki âlemde de müstecap olur.

Ona benzer ne gelmiştir, ne de gelecek. Bu yüzden son peygamber olmuştur.

Sanatında son derece ileri gitmiş bir üstadı görünce bu sanat, sende bitmiştir demez misin?

Ey peygamber, mühürleri kaldırmak, kapalı kapıları açmaktasın, Hatem’sin, bu iş, seninle ve sende bitmiştir. Can bağışlayanlar âleminde bir Hatem’sin sen.

Hâsılı mühürleri kaldırma ve kapıları açmada Muhammed’in işaretleri, tamamiyle açıklık içinde açıklıktır, açıklık içinde açıklıktır, açıklık içinde açıklık.

O’nun canına, evlâdının gelişine ve zamanına yüz binlerce aferin!

O’nun devlet ve ikbal sahibi halifesinin oğulları, onun can ve gönül unsurundan doğmuşlardır10.

e) En büyük kurtarıcı: Hz. Peygamber

Mevlana’ya göre Hz. Peygamber, önderimiz olduğu gibi; bizleri sıkıntılardan kurtaran da O’dur.

Muhammed’in sahip olduğu güzel huy ve güzel yaşantı, bizi kapkaranlık gecelerde çaresiz bırakmaz11.

f) Peygamber Yolu: Şefkat ve Tevazu Yolu

Mevlana, bütün güzel ahlakın yanı sıra, tevazuun da Peygamber yolu olduğunu şu sözlerle vurguluyor:

Bir adam yokluğa erişir, kendisine yokluğu zinet edinirse, Muhammed gibi o adamın da gölgesi olmaz./ Yokluk benim iftiharımdır" sırrına zinet yokluktur. Bu çeşit insan, mumun alevi gibi gölgesizdir.12

g) Özgün Beşer: Hz. Peygamber

Mevlana, Hz. Peygamber’in bizim gibi insani özelliklere sahip olduğunu; fakat ayrıcalıklı yaratıldığını vurgular:

Muhammed de etten, deriden meydana gelmiştir, bu hususta her beden onun cinsindendir./ Eti vardır, derisi vardır, kemiği vardır, fakat hiç bu bedenlere benzer mi?/ O terkipte öyle mucizeler meydana geldi ki, bütün terkipler mat oldular.13

h) İlahi Mucizelerle Müeyyed Hz. Muhammed

Mevlana, Hz. Peygamber’in ilahi mucizelerle teyit edildiğini vurgular. İşte örneklerden sadece bir tanesi:

Hannâne direği, Peygamberin ayrılığı yüzünden akıl sahipleri gibi ağlayıp inliyordu.

Peygamber, “Ey sütun, ne istersin?” dedi. O da “Canım, ayrılığından kan kesildi. Bana dayanıyordun, şimdi beni bıraktın. Minberin üstüne çıktın” dedi. Bunun üzerine Peygamber ona dedi ki: “Ey iyi ağaç, ey sırrı bahta yoldaş olan! Ne istersin? Seni yemişlerle dolu bir hurma fidanı yapayım da doğudakiler de, batıdakiler de senin hurmanı yesinler. Yahut Allah, seni o âlemde bir servi yapsın da ebediyen taptaze kal” dedi. Bunu diler misin? Sütun “Daim ve baki olanı isterim” dedi. Ey gafil, dinle de bir ağaçtan aşağı kalma!14

i) Hz. Peygamber ilahi koruma altındadır

Mevlana, Hz. Peygamber’in, her bakımdan ilahi muhafaza altında olduğu kanaatindedir. Hatta, O’na kem gözle bakmak, ismini hafife almak ve hakaret etmek de ilahi cezayı gerektirir:

Birisi ağzını eğerek Ahmed adını alaya aldı, ağzı çarpıldı da öyle kaldı.

Pişman olup “Ey Muhammed, affet! Ey Peygamber, sen, Min ledün ilminden (Allah ile ilgili bilgi ve sırlara ait ilim) lütuflara mazharsın. Ben bilgisizlikten seninle alay ettim. Alay edilmeye layık ben oldum” dedi.

Allah, bir kimsenin perdesini yırtmak isterse onu, temiz kişileri alaya almaya meylettirir!15

j) Mukaddes Kitaplarla Müeyyed: Hz. Muhammed

Mevlana, Hz. Peygamber’in diğer mukaddes kitaplarda anıldığına dikkat çeker ve bütün dinlerin aslında İslamiyet’in olduğunu vurgular:

İncil'de Mustafa'nın, o peygamberler başının, o sefa denizinin adı vardı./Sıfatları, şekli, savaşı, oruç tutuşu ve yiyişi anılmıştı./Hıristiyan taifesi (bir gurup Hıristiyan) o hitaba geldikleri vakit sevap için/ Yüce adı öperler, latif vasfa yüz sürerlerdi... Onlar Ahmed adının sığınağında korunmuşlardı.../Ahmed'in adı böyle yardım ederse acaba nuru nasıl korur!16

k) Hz. Peygamber’in Davası Kıyamete Kadar Devam Eder

Mevlana’ya göre Hz. Peygamber’e bahşedilen ilahi lütuflar bu dünya ile sınırlı değildir. Aksine O’nun davası kıyamete kadar devam edecektir:

Allah’ın lütufları, Mustafa’ya vaatlerde bulundu da dedi ki “Sen ölsen bile bu din, bu iman ölmez.

Senin kitabını, mucizeni ben yüceltirim. Kur’an’dan bir şey eksiltmeye, ona bir şey katmaya yeltenen kişiye ben mâni olurum.

Ben seni iki cihanda da korurum. Sözünü kınayanları terk eder, onları hor hakir bir hale korum.

Hiç kimse Kur’an’ı değiştirmeye kudret bulamaz; ona ne bir şey ilâve edebilirler, ne ondan bir şey eksiltebilirler. Sen benden daha iyi başka bir koruyucu arama!

Senin parlaklığını gün geçtikçe artırır, adını altınlara, gümüşlere bastırırım.

Senin için minberler, mihraplar kurdururum.

Ben, seni öyle seviyorum ki senin kahrın, benim demektir.

Şimdi adını korkudan gizlice söylüyorlar, namaz kılacakları zaman gizleniyorlar.

Melûn kâfirlerin korkusundan dinin mağaralarda gizli kalıyor ya...

Bütün âlemi minarelerle dolduracağım, âsilerin gözlerini kör edeceğim ben.

Kulların şehirler alacak, mevkiler bulacak.

Dinin balıktan aya kadar her tarafı kaplayacak.

Ey Peygamberimiz, sen sihirbaz değilsin, doğrusun… Sen de Musa’nın giydiği elbiseyi giymişsin, sen de onun gibi bir peygambersin.

Kur’an’ın, Musa’nın asâsına benzer küfürleri ejderha gibi sömürüp yutar.

Sen, toprak altında uyursun ama o tertemiz söz asâ gibi her şeye agâhtır.

Kast edenlerin elleri o asâya ulaşamaz. Uyu ey padişah, uyu… Uykun mübarek olsun!

Bedenin uyur ama nurun göklere ağar, düşmanlarını kahretmek için okunu kur, yayını ger.

Felsefeci, aleyhine söylenmeye yeltenir ama nurunun oku ağzını oklar, onu susturur.”

Hakikaten de öyle oldu, hattâ bu vaatten de üstün şeyler vücuda geldi. O uyudu, fakat bahtı, ikbali uyumadı17

l) Ölüm, Asıl Sevgili’ye Kavuşmaktır

Ölümü düğün gecesi olarak gören Mevlana, bunu Hz. Peygamber’den aldığını şu açıklamalarla vuzuha kavuşturuyor:

Ahirzaman peygamberi Ahmed, Rabîulevvel ayında göçtü, bunda hiç ihtilaf yoktur./ Gönlü bu göç zamanını haber alınca can ve gönülden o vakte aşık oldu./ Safer gelince, bu aydan sonra sefer edeceğim diye neşelendi./ Her gece bu buluşmanın iştiyakıyla sabahlara kadar, "Ey yücelerden yüce yoldaş (dost)!" der dururdu./ Kim Safer ayı gitti, Rabîulevvel geldi diye müjde verirse ben de onu Cennetle müjdeler, ona şefaatçi olurum" dedi.../ Ukâşe gelip Safer ayı çıktı" dedi, Peygamber de "Ey ulu aslan, Cennet senindir" buyurdu./ Erler -görüyorsun ya- âlemden göçmeden (dolayı) neşeleniyorlar, şu çocuklarsa âlemde kalmalarına seviniyorlar./ İyi suyun tadını tatmayan kör kuşa acı su Kevser görünür18

Başka bir ifadeyle; ölüm, hiçlik değil, yokluk değil, bir tebdil-i mekândır.

SONUÇ

Mevlana’ya göre Hz. Muhammed (s.a.v) en son, en kâmil ve en üstün peygamberdir. Vahiy yoluyla alıp tebliğ ettiği Kur'an Allah'ın kitabıdır, değişmemiştir, değişmeyecektir.

Tek kurtuluş yolu; Allah, Peygamber ve Kur’an yoludur. Bu yolların dışında herhangi bir arayış içinde olmak insanı dalalete götürür.

En mükemmel rehber Hz. Muhammed’dir. O’nun rehberliği ile insanlık doğruyu bulur ve yanlışlardan kurtulur.

O, sadece insanlar ya da mü’minler için değil; tüm alemler için rahmettir. O’nun getirdiği davada herkesin ve her şeyin hukuku muhafaza altındadır. O, kainattaki tüm varlıkların garantörüdür.

Hz. Peygamber, dünyada insanlığın yol göstericisi olduğu gibi; ahiret ve esenlik yurdunda da ümmetinin şefaatçisidir.

En büyük kurtarıcı Hz. Peygamber’dir; öyle prensipler vazetmiş ki, onlara uyulduğu takdirde kurtuluşa ermemek mümkün değildir.

Kendisi mütevazı olan Hz. Peygamber, tevazuu ana ilke olarak ortaya koymuş ve bunu insanlığın bir erdemi olarak saymıştır.

O, beşer olsa da sıradan bir beşer değildir. Cenab-ı Hakk’ın bir takım ihsan ve ikramlarına mazhar olmuştur.

İlahi mucizelerle teyid edilen Hz. Peygamber, ilahi koruma altındadır ve diğer Mukaddes Kitaplar tarafından da teyid edilmiştir.

Davası Kıyamete kadar devam edecek olan Hz. Peygamberin vefatı Asıl Sevgili’ye kavuşma anlamını ifade eder.

Bu özelliklere sahip olan Hz. Peygamber’i sevmek ilahi emrin gereği olduğu gibi önemli bir insanlık borcudur.

KAYNAKÇA:

Divan-i Kebir, Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî, Hazırlayan: Abdulkadir Gölpınarlı, Ankara, 2000.

Mesnevi, Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî, Çeviri, Vedat İzbudak, İstanbul, 1988.

Mevlana’nın Düşünce Dünyasından, Derleyen: Yrd.Doç.Dr. Nuri Şimşekler, Konya, 2005.

“Mevlânâ’nın Düşünce Dünyasında Hz. Peygamber Sevgisi”, Hasan Almaz, Şanlıurfa Kutlu Doğum Sempozyumu-2007’ye sunulan bildiri

Tasavvuf Dergisi, Mevlana Özel Sayısı, Yıl: 6, Sayı: 14, Ocak-Haziran Ankara, 2005.

Öz

İnsanoğlunun bu dünyaya gönderilişinin temel amacı baş başa bırakıldığı sınavı başarıyla bitirmesini sağlamaya yönelik tavırlar sergilemesidir. Kuşkusuz bu sınavı başarabilmesi, hakkı batıldan, iyiyi kötüden ve güzeli çirkinden ayırt edebilmesine bağlıdır ve bu da ancak Yüce Yaratıcı’nın görevlendirdiği rehberler sayesinde mümkün olabilir.

Mevlânâ’nın düşünce dünyası incelendiği zaman odak noktasının insan olduğu görülür. Mevlânâ eserlerinde insanlığa hep; mükemmel, güzel ahlak sahibi, dürüst, çalışkan, alçak gönüllü, hoşgörülü bir insan olmanın yollarını anlatır. Mevlâna, Hz. Muhammed (asm)’den aldığı değerler çerçevesinde insanlara sevgi yolunu göstermeye çalışır.

Mevlana ile ilgili bir takım açıklama ve yorumların; İslamiyet ve Hz. Peygamber göz önünde bulundurulmadan yapılması ve sanki Mevlana’nın, İslam’dan bağımsız biriymiş gibi lanse edilmeye çalışılması böyle özet bir çalışma yapma ihtiyacını doğurmuştur. Bu çalışmada Mevlana’da Hz. Peygamber sevgisinin yeri ve önemi gözler önüne serilmektedir.

Anahtar Kelimeler: Sevgi, Hz. Peygamber sevgisi, Mevlana, saadet-i dareyn, ölüm

Abstract

The main reason of the existence of human being in this world seems to be his conduct to finish this worldly examination successively. Surely, the success in this examination depends on his ability to distinguish the truth from the void, the good from the bad and the beautiful from the ugly. This is only possible with the guides charged by Supreme God.

The man stays at the focus in the thought world of Maulana. He always tells in his works to humanity the means to be a perfect, of good character, candid, hard-working, tolerant and modest man. He tries to show the people the love-path within the framework of the values he inherited from the Prophet Muhammad (pbuh).

The fact that some explanations and interpretations on Maulana have been done without the reference to Islam and Prophet and presenting him as if he would have been as an independent person from Islam lead us to feel the necessity for such an abstract study. This text displays the place and significance of the love on prophet in Maulana's thought.

Keywords: Love, Prophet love, Maulana, happiness of two worlds, death

Dipnotlar:

1- Mevlânâ, Mesnevî, Ankara–1988, VI, 668. (Bundan sonraki dipnotlarda, “Mesnevi” kısaltması kullanılacaktır.)

2- Mesnevi, I, 477.

3- Mesnevi, I, 560.

4- Mesnevi, VI, 677.

5- Hasan Almaz, Şanlıurfa Kutlu Doğum Sempozyumu-2007’ye sunulan “Mevlânâ’nın Düşünce Dünyasında Hz. Peygamber Sevgisi”, isimli bildiri.

6- Divan-i Kebir, II/1331. rubai. s. 1341

7- Mesnevi, IV, 702

8- Mesnevi, IV/1453-74

9- Divan-i Kebir, I/882. gazel, s. 308.

10- Mesnevi VI/167-175.

11- Divan-i Kebir II/655. Rubai.

12- Mesnevi, V, 56.

13- Mesnevi, V, 109.

14- Mesnevi, I/2113–18.

15- Mesnevi, I/813–23.

16- Mesnevi, I,58.

17- Mesnevi III, 96.

18- Mesnevi, IV, 209.

Yukarı