. Ziyaretçi


Okunma Sayısı: 7918

Bu Sayıdaki Diğer Yazılar

Metni Yazdır

KÖPRÜ Dergisini web üzerinden www.kitapyurdu.com adresinden satın alabilirsiniz.

Kampanyamızdan yararlanarak dergimizin eski sayılarına uygun fiyata sahip olabilirsiniz tıklayın.


 KÖPRÜ / Yaz-Güz 97 
 Dünyevileşmenin Farklı Boyutları
 KÖPRÜ / Yaz 2012 
 İnsanlığın Kurtuluş Reçetesi: Kur’ân Medeniyeti


Copyright © 2006
KÖPRÜ Dergisi
Her Hakkı Saklıdır

Medeniyet
Kış 2003   [ 81. Sayı ]


Medeniyet

Hüseyin Hatemi

Prof. Dr., İ.Ü. Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi

I- Giriş

Ahlâk ve kültür alanını ilgilendiren her terimin; İlâhi Sözlük'te ve İblis Sözlüğü'nde iki ayrı anlamı vardır. Batı dillerinde, bir dili öğrenirken, bir terimi esasen kendi ana dilinde olduğu için tanıyan ve derhal aynı anlama geldiğini sanan kimseler, bu "sahte dostlar"a veya "yanıltıcı âşinalar"a kapılmamaları ve aynı kelimenin bir başka dilde, bambaşka bir anlama gelebileceğini hesaba katmaları için uyarılırlar. İlâhi Sözlük ve İblis Sözlüğü söz konusu olduğunda, bu uyarıyı melekler yaparlar. Ne var ki, İblis vesveseleri bir insanın iç alemini karartmış, uyarı sisteminin akımını kesmiş ise, bu uyarıları duymak ve duyabilse dahi uymak zor olur. İlâhi Sözlük âşinalarına da uyarı ödevi yüklenmiştir. (Emr bil-Maruf, Nehy anil-münker). Resûl-i Ekrem (s.a.), Yüce İnsanlık Önderi de "eşyayı gerçeği ile görebilme" ve "ihtilâf-ı kelimeden kaçınma" konusunda bize öğüt vermiştir. Fakat var mı bir öğüt alan?

İblis Sözlüğü'nün baskıları "ihtiyaca" göre yenilenir. İlâhî Kitap'taki terimlere murâd-i İlâhî ile hiçbir ilişiği olmayan anlamlar yüklenir. Kötü eylemlere ilişkin terimlere de "medeniyet" gibi kavramlarla ilişkileri kurularak câzip anlamlar yüklenir. "Seyyiat", "medeniyet icapları"; "hasenat" ise "medeniyet karşıtlığı" olur.

İmdi bu "medeniyet" nedir? Bunu tesbite çalışalım ki, "ihtilâf-ı kelime"den, kavram kargaşasından kurtulalım. "Medeniyyet dediğin tek dişi kalmış canavar!" mısraındaki medeniyet; İblis Sözlüğü'nde bu terime verilen anlama göre kasdedilen medeniyettir. Şu halde biz bu terime İlâhî Sözlük'te hangi anlamı vermeliyiz?

II- "Medeniyet" Terimi

Terimin kökeninde "medine" teriminin olduğunu biliyoruz. Medine de ortak davranış kurallarına tabi, düzenli bir birlikte yaşama ve yerleşme, "devlet" kurma olgusunu gösterir. "Beyt-ul Atik" olan Kâbe, "insanlık" için ilk ev, ilk Birleşmiş Milletler binası olarak kurulduğu için Yeryüzü'nde "medeniyet"in başlangıcının da simgesidir. Bugün kullandığımız takvim ile: Milattan önce 5593 yılı 10 Eylül günü ilk medeniyet rehberi Âdem (a.s.) tarafından açılmıştır. Fakat henüz "medeniyet" yerine sadece "din" deniyordu. İblis Sözlüğü de Medeniyet Tarihi ile birlikte derhal devreye girdiği ve Kabil de bu Sözlüğe maalesef abone olarak, din kelimesine henüz değilse bile başka bazı terimlere yüklenen yanlış anlamların etkisinde kardeş kaatili olduğu için, "din" teriminin de anlamının -sözlüğün yeni basılarında- saptırılması şartları hazırlandı ve bin yıl kadar sonra, çoğulu olmaması gereken "ilah" kelimesinin çoğulu, bâtıl tanrılar için kullanılır oldu. Artık insanlar "Allah" değil, "tanrılarımız" ve dolayısı ile de "tanrılarınız" demeye hazır idiler. İkinci büyük medeniyet rehberi Nuh (a.s.) ve Tufan'dan sonra, medeniyetin doğduğu Kâbe yöresi yerine, merkez, Mezopotamya'ya, Doğu Anadolu'ya, Kafkasya'ya kaydı ve oradan Arz'ın uzak yerlerine yayıldı. Fakat İblis Sözlüğü'nün yeni basılarında, tanrı kelimesinden başka bu kez "din" kelimesinin de çoğulu yer almakta idi. Böyle olunca da, M.Ö. 1750 yıllarında üçüncü büyük medeniyet rehberi İbrahim (a.s.), İlâhî Sözlük'te de bundan böyle çoğulu olmayan tek gerçek dinin adının "İslâm", çoğulu olmayan tek gerçek mabudun adının "Allah" olduğunu insanlığa tebliğ ve Kâbe'yi de yeniden bina etti. İmtihan sona ermemişti. İblis Sözlüğü'nün abone kayıtları da devam ediyordu. Bu arada İlâhî Sözlüğün de iyi niyetle veya kötü niyetle, eski baskılarının yalan yanlış korsan baskıları da yapıldığı gibi, İblis Sözlüğü ile İlâhî Sözlük karıştırılarak karma baskılar da piyasaya sürülmeye başlanmıştır.

"Babil Kulesi", insanların ana dillerinin farklılığını simgelemez. Ana diller esasen farklı idi ve bu farklılıkta, Rum Suresi'nin buyurduğu gibi, bir "rahmet" vardır, "gazab" değil! Fakat "tek din", "tek medeniyet ölçütleri" için kullanılan terimler tek idi. "Babil Kulesi", bunların önce anlamlarında, daha sonra da söylemlerinde gerçekleştirilen değişikliklerle ortaya çıkan terim ve kavram kargaşasını simgeler.

Terim ve kavram kargaşasının iyice yoğunlaştığı, bu "zulmet-i beyza" içinde göz gözü görmediği bir dönemde, Fransız Devrimi gerçekleşti. "Civilisation" terimi ortaya çıktı. Bu terim İblis Sözlüğü'ndeki anlamı ile, "geri kalmış (silâh üstünlüğü olmayan) toplumları boyunduruk altına alarak köleleştirme ve sömürme ödevi" olarak da anlaşıldı. "Üçüncü Milenyum" başlamak üzere iken, İblis Sözlüğü'nün yeni baskısında artık "Civilisation"un yerini "globalisation" alacaktır. Tanzimat Dönemi'nden önce bizde herhalde "Civilisation"a daha "medeniyet" ve "temeddün" karşılığı bulunmamış idi ki, 1831 yılında Viyana'da basılan: Artin Hindoğlu'nun "Dictionnaire Abrégé Français-Turc" başlıklı eserinde, "civilisation" karşılığı olarak sadece "edep erkân öğrenme" deniyordu. "Üçüncü Milenyum" Sözlüklerinde "globalisation" teriminin karşılığı verilirken de, bu terimin İblis Sözlüğü'ndeki karşılığını pek âlâ bilen ve dolayısı ile Hindoğlu gibi masum olmayan bazı "hinoğlular"; bu terimi de, en hafifi "ABD'den edep erkân öğrenme" anlamına gelen açıklamalar getirdiler.

III- Terimin Doğru Anlamı

"Medeniyet" terimine başta gerek yoktu. "Din" bunu karşılıyordu. Sonraları karşılamamaya başladı. "İslâm dini" veya "İslâm" demek gerekti. Bu terim üzerinde de "uzlaşma" korunamadı. Ortaçağ'dan ve özellikle Fransız Devrimi'nden sonra, Roma Devleti "Civitas"ı ve O'nun Hukuku "lus civile" ile, bu Devlet'in vatandaşlarını çağrıştıran "civilisation" terimi rağbet kazandı. Arapça'daki terim, kökendeki "din"e daha uygun olan "medine" idi. Böylece "code civile" de bizde "Medeni Kanun" oldu. Ne var ki, bu teknik anlamlar yanında "medeni olmanın ne demek olduğu" yine müphem kaldı. Hindoğlu'nun dediği gibi "edep, erkân, yol öğrenme" demek ise, "Eşrefoğlu al haberi/edep erkân, yol bizdedir!" beytindeki mahlâsı "Ey Hindoğlu!"na çevirerek keyfimize bakabilir mi idik? Aslında Hindoğlu çok doğru söylüyor: Medeniyet'in İlâhî Sözlük'e uygun karşılığı edep ve erkân sahibi olma, doğru davranış kurallarını sadece öğrenme ve bilme değil, "kaal"de bırakmayıp "hal" olarak benimseme, özümleme anlamındadır. İblis Sözlüğü ise bu terimi bir alay aldatıcı, yaldızlı söz kalabalığı ile sözde açıkladıktan, insanlığı bu terime verilmesi gereken gerçek anlamdan uzaklaştırdıktan sonra, iki yüzyıl geçince, bu kez terimin yanına "eskimiştir" açıklamasını koyup bir de ok çekerek "bk!àglobalisation, küreselleşme" demektedir.

Merhum Mehmet Akif'e "medeniyet karşıtlığı" isnadı yapıldı. Oysa Âkif, İblis Sözlüğü'ndeki karşılığı ile medeniyete karşı çıkıyordu. Bediüzzaman Said Nursi'de tam bir basîret ve bilinç ile, mü'min feraseti ile, sadece İblis Sözlüğü'ndeki karşılığı ile mimsiz medeniyete karşı çıkar. Bu medeniyetin ve temeddünün İlâhî Sözlük'teki karşılığının "edna oluş ve tedennî" anlamına geldiğini belirtir. Merhum Muhammed Huseyn Şehriyar'ın, İblis Sözlüğü'ndeki anlamı ile medeniyeti anlayanları "yolsuzlar" olarak nitelemesi ve "temeddünün uyduk yalan sözüne" demesini de hatırlayalım.

Medeniyet teriminin İblis Sözlüğü'ndeki anlamı ile İlâhî Sözlük'teki anlamının karşıtlığı Bediüzzaman gibi alimler tarafından açığa vurulunca, İblis Sözlüğü'nün yeni baskısına "globalisation" terimi konmuştur. Şu halde gerçek anlam; İblis Sözlüğü'ndeki anlamın karşıtı aranarak bulunacaktır. (Argumentum e contrario). Ârif olan anlar. Şimdilik bu kadar.

Yukarı