. Ziyaretçi


Okunma Sayısı: 4374

Bu Sayıdaki Diğer Yazılar

Metni Yazdır

KÖPRÜ Dergisini web üzerinden www.kitapyurdu.com adresinden satın alabilirsiniz.

Kampanyamızdan yararlanarak dergimizin eski sayılarına uygun fiyata sahip olabilirsiniz tıklayın.


 KÖPRÜ / Kış 96 
 Bilim ve Din
 KÖPRÜ / Bahar 2007 
 Güneydoğu'daki Etnik Problemler Ve Çözüm Arayışları


Copyright © 2006
KÖPRÜ Dergisi
Her Hakkı Saklıdır

İnsanlığın En Uzun Yüzyılı
Kış 2000   [ 69. Sayı ]


İnsanlığın En Uzun Yüzyılı

Editör

İnsan zihninin değişen olayları kolaylıkla algılayabilmesi için zaman, değişik kültür gruplarınca, değişik şekillerde sınıflandırılmıştır. Bu sınıflandırmalardan birisi de Gregoryen takvimine göre yapılmıştır. Hz. İsa’nın doğduğu varsayılan MS. 1 yılını ilk bin yılın ilk yılı kabul eden bu anlayışa göre, 1 Ocak 1001 tarihinde ikinci bin yıl başlamış, 1 Ocak 2001 tarihinde de üçüncü bin yıl başlayacaktır. Bu teknik detaylara rağmen, insanlık “milenyum” kelimesini de galat-ı meşhur lügatine yazdırarak, 2000 yılının ilk gününden itibaren bin yıla merhaba dedi. Biz de bu zaman sınıflamasından yararlı bir sonuç çıkarabilmek için geçmişin muhasebesini yapmaya karar verdik

20. yüzyıl, insanlık tarihi boyunca yaşanan tüm teknolojik gelişme-lerden daha fazla yeniliklerin bulunduğu bir dönem oldu. Bu bilimsel ve teknolojik gelişmeler insanın gündelik hayatında köklü değişiklikler yaptı. Bugün telefon, radyo, bilgisayar ve televizyon gibi teknolojik aygıtlarla yerküre küçük bir köy haline geldi. Bu olgu siyasi, kültürel ve ekonomik sınırları zorlayarak, global bir düzenin kurulmasına yardımcı oldu.

Yerküre, teknolojinin olumlusuz sonuçları ile sarsıldı. İki dünya savaşı ve birçok bölgesel savaşlar geçen yüzyılın tamamında etkisini gösterdi. Bediüzzaman’ın, “Kurun-u ûlanın mecmû vahşetini, bu medeniyet bir defada kustu.” dediği bir adaletsizlik asrı yaşandı. Nükleer silahlar, kimyasal silahlar ve gelişmiş savaş teknolojisi hiçbir dönemde bu asırdaki kadar insanları rahatsız etmedi. Milliyetçiliğin insanlık için en temel yanılgısı olan “birisinin hatası ile başkasını mesul tutma” anlayışı yaygınlaştı. Soykırımlar, toplu katliamlar günümüze kadar varlığını korudu. Çevre kirliliği ilk kez bu yüzyılda yerküreyi tehdit edecek boyutlara ulaştı. İnsanlık ilk kez, yaşadığı yerkürenin geleceğinden—kendi hatalarından dolayı—endişe duymaya başladı.

Geçen asır, düşünce alanında da köklü değişimlerin yaşandığı bir dönem oldu. Avrupa’da Rönesans ve Reform çağlarından bu yana gelişme istidadı gösteren Aydınlanma düşüncesi, 20. asrın sonlarına doğru, ciddi yaralar aldı. Aydınlanma düşüncesinin içerisinde gelişen Modernizm, Kapitalizm ve Marksizm eleştirilmeye başlandı. Marksizm’in pratiği olarak kabul edilen Komünizm iflas ederken, Kapitalizmin yeni görünümleri ortaya çıkmaya başladı. İslam Dünyasında, önceki asırlardan tevarüs edilen, geleneksel yöntemler ciddi pratiklerle karşı karşıya kaldı. Bu durum, İslam düşüncesini her alanda zamanın şartlarına uygun olarak, yeniden yorumlama gereğini ortaya çıkardı. Bu bağlamda ortaya çıkanlar arasında, kendisini yeni yüzyıla taşıyabilen Said Nursi’nin özel bir yeri vardır. Said Nursi her alanda olduğu gibi, siyasal düşünce bazında da gelenekseli yıkarak, yeni yaklaşımlar getirdi. Dünyadaki “siyasal İslamcı”ların Mısır, İran, Cezayir ve son alarak da Türkiye tecrübesinden çok önce, Müslümanların devlete talip olmamaları gerektiğini yazmıştı.

20. yüzyıl, zulüm ve vahşetleri barındırdığı gibi bunların içerisinde de hürriyetin tohumlarını saklamıştır. Sömürge imparatorlukları, yüzyılın ilk yarısında bir bir sömürgelerini bırakmaya başladılar. Hürriyet, demokrasi, insan hakları, hukuk devleti gibi kavramlar yükselen değerleri oluşturdu. Çalışanların iş güvenliği şartları, yüzyılın başlarına göre bir hayli gelişti. Bireyin hayat alanını önemseyen fikir ve uygulamalar günden güne gelişirken, temel insan haklarını kısıtlayarak varlığını korumaya çalışan düşünceler, marjinal kalmaya başladı. İşte bütün bu nedenlerden dolayı geçen yüzyıl, “İnsanlığın En Uzun Yüzyılı” adını hak etti.

Bu dosyamızda yazısı yer alan yazarlarımız, 20. yüzyılı değişik boyutlarıyla ele alarak, günümüze ışık tutacak yorumlar çıkardılar. Yazılarda, geçen yüzyılda önemli gelişmelerin görüldüğü bilim ve teknoloji en geniş hacmi oluşturdu. Bunun dışında, geçen asrı tarih felsefesi açısından ele alan yazarlarımızın yanında, kişisel öngörülere de yer verilen yazılar yer aldı.

Sizleri dergimizle baş başa bırakırken, 40. vefat yıldönümü münasebetiyle Bediüzzaman Said Nursi’nin çalışılacağı Bahar’2000 sayımızda yeniden buluşmayı diliyoruz.

Yukarı