. Ziyaretçi


Okunma Sayısı: 5041

Bu Sayıdaki Diğer Yazılar

Metni Yazdır

KÖPRÜ Dergisini web üzerinden www.kitapyurdu.com adresinden satın alabilirsiniz.

Kampanyamızdan yararlanarak dergimizin eski sayılarına uygun fiyata sahip olabilirsiniz tıklayın.


 KÖPRÜ / Bahar 2004 
 Said Nursi
 KÖPRÜ / Kış 2000 
 İnsanlığın En Uzun Yüzyılı


Copyright © 2006
KÖPRÜ Dergisi
Her Hakkı Saklıdır

Modernleşme Serüveni
Kış 98   [ 61. Sayı ]


Modernleşme Serüveni

Editör

Yaklaşık iki yüz yıldır sosyal, siyasi, hukuki ve dini ha-yatımızı etkileyen, düşünce ve yayın hayatımızda fırtınalar koparan, uğrunda kavgalar edilen ve geçen ikiyüz yıllık süreç içerisinde gündemden hiç düşmeyen, değişik alt başlıklarla da olsa gündemdeki yerini koruyan ve büyüsünü günümüzde de sürdüren ve belki de bu sürecin başlangıcında hedeflenen kalkınma ve ilerleme kavramlarını gölgede bırakan Çağdaşlaşma, Modernlik ve Batılılaşma kavramlarını seçtik dosya konusu olarak.

Osmanlı’da başlayan bu Modernleşme ve Batılılaşma hareketi Cumhuriyet dönemi ile birlikte daha da hızlanmış, yeni devlet ve yeni rejimle birlikte rengini daha da belirginleştirerek topyekün bir Batılılaşma hareketi olarak karşımıza çıkmıştır. Bu hareketin en belirgin özellikleri ise pozitivist bilim anlayışının yüceltilmesi, kapitalist uygulamaların yapılması, buna karşılık toplum hayatının tamamen dinden arındırılarak Batılı yaşam biçiminin tercih edilmesidir.

Dosya’da Adem Ölmez “modernlik” kelimesini anlam itibariyle ele alarak başlıyor yazısına. Osmanlı’dan Cumhuriyet’e modernleşme sürecini inceledikten sonra, bu sürece Bediüzzaman’ın yaklaşımını konu edinen bu çalışma dosyamızın ilk yazısını oluşturuyor.

Abdurrahman Arslan, Batı’da başlayan modernleşme sürecini felsefik ve tarihsel arkaplanıyla ortaya koyduktan sonra, bunun Müslüman birey/toplum üzerindeki etkilerini ve Müslüman bireyin modernleşme karşısındaki duruşunu tartışıyor. Özellikle modernliğin “İslamcılar”ı da kendisine “benzettiği” ve İslamcı akımların çözüm arayışlarının mo-dernliğin “meyvesi” olan teknoloji ve laiklik/sekülarizm olguları tarafından şekillendiğini ifade ediyor.

Bir söyleşi ve bir makaleyle dosyamıza güç katan Taha Akyol, genel olarak hukuk modernleşmesi ve tabii ki Mecelle üzerinde duruyor. Osmanlı Devletine fıkhın artık kâfi gelmediğini, bu nedenle yeni “kanun”i düzenlemelerin şart olduğunu söyleyen Akyol, resepsiyon hareketlerini devleti kurtarmanın bir parçası olarak gördüğünü de ifade ediyor.

Söylediklerinin dinlenmediği yönünde bir yes’i yaşayan Prof. Dr. Hüseyin Hatemi, kısa bir çalışmayla dosyamızda yer alıyor. Dr. Osman Özkul moderliği insanileş-me/insanileşememe boyutuyla değerlendiriyor. Mustafa Akça ise modernlik “fitne”sini kendisine özgü üslubuyla eleştiriyor.

Doç. Dr. Vecdi Akyüz, “İbn Sina’nın Aile Siyasetine Dair Risalesindeki Temel Görüşleri” başlıklı çalışması ve Prof. Dr. Bünyamin Duran, “Bediüzzaman’ı Anlayabilmek İçin Gazali’yi Anlamak” isimli makalesiyle dosya dışındaki diğer yazıları oluşturuyorlar.

Kapsamlı bir “Alevilik” dosyasıyla Bahar’da görüşmek ümidiyle...

Yukarı