. Ziyaretçi


Okunma Sayısı: 4292

Bu Sayıdaki Diğer Yazılar

Metni Yazdır

KÖPRÜ Dergisini web üzerinden www.kitapyurdu.com adresinden satın alabilirsiniz.

Kampanyamızdan yararlanarak dergimizin eski sayılarına uygun fiyata sahip olabilirsiniz tıklayın.


 KÖPRÜ / Kış 2001 
 İslam’ın Yeniden Yorumlanması
 KÖPRÜ / Güz 96 
 Ordu, Devlet ve Demokratikleşme


Copyright © 2006
KÖPRÜ Dergisi
Her Hakkı Saklıdır

Ahlâk
Yaz 2001   [ 75. Sayı ]


Ahlâk

Editör

İnsanoğlu, varoluşuyla birlikte, “ahlâkilik kaygısını” içinde taşımıştır. Kendisini “iyi” ve “kötü” olana dair sorgulamalara tabi tutarak, bunların “ne” olduğu sorusunun cevabını aramıştır. Çevresinde gördüğü insanlar ve etrafındaki fizik nesnelerle ilişki kurarken karşılaştıklarının, bir takım değerlerle anlam taşıdığını görmüştür. Bu değerler de o insanın ahlâki kodlarını belirlemiştir. Değerlerin dikkate alınmadığı anlarda, farklı eylem imkanlarıyla karşılaşıldığı zaman, neyi yapmanın doğru olacağına dair çeşitli ikilemler içerisine girilmesi kaçınılmaz olmuştur. Bu ikilemlerin tabii bir sonucu olarak da doğru ve iyi olana dair çeşitli tasavvurlar ileri sürülmüştür.

“Doğru” ve “iyi”nin “ne” olması gerektiğine dair bilgiler, insanlığın ilk kültürel bulgularına kadar götürülebilir. Çeşitli kabartma resimler, destanlar, yazılı taşlar ve yazılı eserlerde buna dair motifler vardır. “İyi”nin “ne” olduğu üzerinde durarak diğer insanlara öncülük eden en önemli kişiler, hiç kuşkusuz filozoflar ve peygamberlerdir. Grek filozoflarından Sokrates, Platon ve Aristoteles ahlâka dair tartışmalar yapan ilk filozoflardır. Daha sonra 18. yüzyılda Immanuel Kant, 19. yüzyılda Schopenhauer ve Nietzsche yüzyılımızda ise Max Scheler ve N. Hartmann gibi filozoflar fikirlerini ağırlıklı olarak bu çerçevede üretmişlerdir.

Filozoflar, felsefenin tabiatı gereği “iyi”nin “ne” olduğunu tartışmakla beraber, somut davranış biçimleri vermekten kaçınmışlardır; peygamberler ise, iyinin ne olduğu üzerinde durarak, insanlara “model davranış biçimleri” sunmuşlardır. Peygamberler bu misyonlarını vahiy ve vahyi açıklayıcı sözler yoluyla yerine getirmişlerdir. Son peygamber Hz. Muhammed (s.a.v) “Ben güzel ahlâkı tamamlamak için gönderildim.” diyerek hayatın bütün alanlarını kuşatan bir değerler sistemi sunmuştur. Hz. Peygamberden sonra, Kur’an-ı Kerim ve Hadis-i Şerifleri yorumlayan alimler, İslam ahlakına dair çeşitli görüşler ileri sürmüşlerdir. Bu konuda Kindi, Ebu Bekir er-Razi, Farabi, Ebü’l-Hasan el-Amirî, İbn Miskeveyh ve Gazzali gibi alimler önemli örneklerdir.

Aynı problem bugün de insanlığı meşgul etmektedir. Teknolojinin gelişmesi ve sosyo-ekonomik hareketliliğe bağlı olarak daha karmaşık hale gelen gündelik hayatlar, “iyi”nin “ne” olduğu sorusunu cevaplamayı daha da zorlaştırmıştır. İnsanlık, hayatın değişik alanlarında, bu soruya doğru cevaplar bulabilmek için “ethik kodlar”a ihtiyaç duymuştur. Bilim adamları, mühendisler, siyasetçiler, hukukçular, tüccarlar, doktorlar, iş adamları ve meslek odaları yaşadıkları problemleri çözebilmek için bir değer yargısının olması gerektiğini düşünmüşlerdir. Bilgisayar alanında, internet kullanımında, enformasyon teknolojisinde, şirketlerin rekabet alanında ahlâka uygun olanla olmayan bilinmek istenmiştir.

Biz Köprü olarak, bu arayışlara bir nebze de olsa cevap verebilmek için, ahlâka dair tasavvurlarımızı yeniden gözden geçirdik. Ahlâkî duyarlılığın büyük ölçüde aşındığı, değer yargılarının karmaşıklaştığı bir zamanda, dikkatlerin Hz. Peygamberin güzel ahlakına çevrilmesinin önemli olduğunu düşündük.

Bugün dünyada yaşanan ahlâk krizi, İslam toplumlarından bağımsız bir olgu değildir. Bütün insanlık bir ahlâk krizi ile karşı karşıyadır. Müslümanların, teorik olarak “güzel ahlak”a sahip olmaları gerekirken, öyle olmadığı gözlenebilmektedir. Hatta bazı hususlarda İslam’ın teorik çerçevesi içerisinde yer alan ahlâkî kodlar, Müslüman olmayanlarda daha çok hayat bulmuştur. Bu noktalar dikkate alındığı zaman, bütün insanlıkla beraber Müslümanların da Hz. Peygamberin sunduğu değerler sistemine ne kadar ihtiyaç duydukları ortaya çıkar.

Biz bu dosyamızla herkesin ahlâkî duyarlılığını sorgulayarak, değerler konusundaki ihmal edilen noktalara dikkat çekmeyi amaçladık. Bütün ahlâk tasavvurları içerisinde Hz. Peygamberin güzel ahlakını göstererek, insanların kendilerini sorgulamalarına imkan sağlayabilmiş isek kendimizi bahtiyar addedeceğiz.

Sizleri ahlâka dair tasavvurlarınızı yeniden gözden geçirme imkanıyla başbaşa bırakırken, binlerce canlının sararıp solduğu güz mevsiminde, “Ölüm” dosyamızla yeniden karşınızda olmayı umuyoruz.

Yukarı