. Ziyaretçi


Okunma Sayısı: 5431

Bu Sayıdaki Diğer Yazılar

Metni Yazdır

KÖPRÜ Dergisini web üzerinden www.kitapyurdu.com adresinden satın alabilirsiniz.

Kampanyamızdan yararlanarak dergimizin eski sayılarına uygun fiyata sahip olabilirsiniz tıklayın.


 KÖPRÜ / Bahar 97 
 Devlet ve İktidar
 KÖPRÜ / Bahar 2013 
 Risale-i Nur’dan Örneklerle Şerh ve İzah


Copyright © 2006
KÖPRÜ Dergisi
Her Hakkı Saklıdır

Laiklik ve Sekülerizm
Yaz 95   [ 51. Sayı ]


Bir kitap

İlyas SÖĞÜTLÜ

Dumlupınar Üniversitesi, Bilecik İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesinde Araştırma Görevlisi

Doç. Dr. Bünyamin DURAN
İSLÂM TOPLUMLARINDA SOSYO EKONOMİK DERTLEŞMEYE YÖNELİK TEZLER
Osmanlı Araştırmaları Vakfı Yayını 188 sf. 1995

Sosyo-ekonomik değişme sorunu, yoğun olarak, sanayi devrimi ve onun bağlamında gelişen büyük toplumsal dönüşümlerle eş zamanlı olarak ortaya çıktı. Düşünürler öncelikle, toplumsal değişimin kendine özgü yasalarını bulmaya çalıştılar. Bu çalışmalar Batı Avrupa'nın iktisadi-sosyal tarihi veri alınarak gerçekleştirildi. Batı'nın gelişim çizgisi tek ve evrensel olarak kabul edildi. Ogün bugündür iktisadi gelişme ve çağdaş Batı Uygarlığına ulaşma dünyanın yeri kalmış toplumları için temel erek haline geldi.

Batıdaki bu gelişmeler ülkemizde de kısa sürede etkisini gösterdi. Yüzyıllardır diyar-ı küfre tepelerden bakmaya alışmış Osmanlı aydınları, Batının bilimsel ve teknolojik alandaki kazanımları karşısında şaşkına döndüler ve geri kalmışlığımızın getirdiği aşağılık kompleksiyle suçlu aramaya koyuldular. Suçlu bulundu: Din ve onun bağlamında gelişen gelenekler, kurumlar, değerler. Öyleyse çözüm kolaydı. Çağdaş uygarlık düzeyine ulaşmak için geçmişe ait ne varsa kaldırıp atmak gerekiyordu.

Yaşadığımız günlerde Osmanlı Araştırmaları Vakfı Yayınları arasında çıksın Doç. Dr. Bünyamin Duran'ın "İslâm Toplumlarında Sosyo-Ekonomik Değişmeye Yönelik Tezler" adlı çalışması, kendi alanında yeni bir aşamayı temsil ediyor. Yazar geri kalmışlığımız konusunda suçlu aramıyor, kimseyle de hesaplaşma niyeti yok. Anlamacı bir yaklaşımla geçmişi önen sis bulutlarını dağıtmak üzere Doğunun ve Batının zirvelerini aynı zeminde buluşturuyor.

Yazar öncelikle İbn-i Haldun, K. Marx, Max Weber, Bediüzzaman ve E. Gelner'in toplumsal değişimin dinamikleri konusundaki tezlerinin dökümünü yapıyor. Bu tezlerden kısaca bahsetmek gerekirse; İbn-i Haldun büyük değişimlerin kökeninde asabiye olarak ifadelendirdiği ruhsal bir olguyu görmektedir. İbni Haldun'a göre ortak sorunları yaşama ve benzer dayatmalara maruz kalma, kan bağına ve kader birliğine sahip insanları, birbirinde fani olmak derecesinde bir araya getirmekte ve bu bir araya geli5in kolektif eyleme dönüşmesiyle de büyük toplumsal dönüşümler ortaya çıkmaktadır. Sorunları medeniyet tarihçesi A. Toynbee'nin ortaya koyduğu "Meydan Okuma Cevap Verme 'Tezi"de büyük ölçüde asabiye teorisinden yararlanılarak hazırlanmıştır. Toynbee'ye göre büyük dönüşümler, insanlarda potansiyel olarak varolan, enerjinin, çeşitli çevrelerden gelen dayatmalarla harekete geçmesiyle gerçekleşir.

Weber, büyük devrimlerin, insanlığın kendilerine olağanüstü güçler atfettikleri karizmatik liderler tarafından gerçekleştirildiğinden söz ediyor. Asya toplumlarının nispi durgunluğu konusunda Weber'in Patrimonyal Devlet Yapısı ve K. Marx'ın Asya Tipi Üretim Tarzı oryantalist bir bakış açısını yansıtıyor ve büyük benzerlikler arz ediyor. Doç. Dr. Bünyamin DURAN her iki tezi eleştirel bir yaklaşımla ayrıntılı şekilde onaya koyuyor.

Kitabın en övgüye değer yanı, çağdaş İslâm düşünürü Bediüzzaman Said Nursî'nin toplumsal değişme konusundaki düşüncelerinin derli toplu ortaya konulmuş olmasıdır. Kitabın bu bölümü Bediüzzaman konusunda çalışanlara örnek olabilecek niteliktedir. Bediüzzaman'a göre iktisadi-sosyal gelişme "ihtiyaçlar ve zaruretler"in bilediği bir öncü azınlık tarafından gerçekleştirilir. Yazar Bediüzzaman'ın düşüncelerini "Tasallut Nazariyesi" olarak kavramlaştırıyor.

Doç. Dr. Bünyamin DURAN bu çalışmasında iktisadi-sosyal gelişmenin dinamiklerini her toplumun, kendine özgü koşullarında arıyor. Bizim anladığımız kadarıyla, yazar, insanoğlunun bir yandan zihin gücünü kullanarak yeryüzünü imar edip, ona yön ve şekil verirken, öte yandan içinde yaşadığı dünyanın da insan zihniyetini belirlediği düşüncesinden hareket ediyor ve tezini bu varsayım üzerine kuruyor. Bu çerçevede, Batı'daki iktisadi-sosyal gelişmenin arka plânında, yüzyıllardır, açlığın, sefaletin, feodal düzenin pençesinde kıvranan, maddeye karşı aşırı özlemle dolu insan tipini görüyor. İslâm toplumlarının geri kalmışlığını ise, sosyal siyasal, kültürel, entellektüel ve mânevî açıdan doyuma ulaşmış, özlemsiz insan tipine bağlıyor. Her iki toplumda da, belirtilen insan tipini hazırlayan ortamın niteliği konusunda doyurucu açıklamalarda bulunuyor.

Mevcut koşullarda İslâm ve Batı toplumlarının geleceği konusunda tahminde bulunma işini okuyucuya bırakan Doç. Dr. Bünyamin DURAN'a yeni çalışmalarında başarılar diliyoruz.

Yukarı