. Ziyaretçi


Okunma Sayısı: 2143

Bu Sayıdaki Diğer Yazılar

Metni Yazdır

KÖPRÜ Dergisini web üzerinden www.kitapyurdu.com adresinden satın alabilirsiniz.

Kampanyamızdan yararlanarak dergimizin eski sayılarına uygun fiyata sahip olabilirsiniz tıklayın.


 KÖPRÜ / Kış 2008 
 Sevgi
 KÖPRÜ / Kış 2004 
 Avrupa Birliği


Copyright © 2006
KÖPRÜ Dergisi
Her Hakkı Saklıdır

Risale-i Nurların Şerhi
Kış 2013   [ 121. Sayı ]


Risale-i Nur Enstitüsü Risale-i Nurların Şerhi Konulu Masa Çalışması

Urfa Oturumu Sonuçları

KATILIMCILAR

Doç. Dr. Adem Ölmez (Oturum Başkanı)

Ahmet Dursun (Sekreter)

Doç. Dr. Ekrem Bektaş

Sebahattin Arslan

Prof. Dr. Musa Kazım Yılmaz

Yrd. Doç. Dr. Cüneyt Gökçe

Yrd. Doç. Dr. Levent Bilgi

Doç. Dr. Atilla Yargıcı

Doç. Dr. Kaplan Üstüner

Doç. Dr. Mustafa Ekinci

Yrd. Doç. Dr. Veysel Kasar

Sebahattin Yaşar

Abdulhalim Bilici

Said Yetim

Yusuf Sabri Şimşek

Bu deklarasyon, Risale-i Nur Enstitüsü tarafından tertip edilen Risale-i Nur¬ların Şerhi konulu toplantıda oturumlar sırasında açıklanan ve genel kabul gören kanaatleri bildirmekte olup toplantı yöneticisi ve sekreteri tarafından toplantı sıra¬sında alınan notlar üzerinde çalışılarak hazırlanmıştır.

1- Kavramsal Çerçeve

Kuran’ın bu asırdaki tefsiri olan Risale-i Nurlarla ilgili yapılması gereken ça¬lışmaları Risale-i Nur müellifi eserlerinde bizzat belirlemiş ve bu vazifeleri tale¬belerine tevdi etmiştir. Şerh, izah ve tanzim çalışmaları Risale-i Nur talebelerine yüklenmiş vazifeler arasındadır.

Bediüzzaman Said Nursi “ulum-i imaniyede fetva vazifesi ile tavzif edilmişiz” sözleri ile iman meselelerinde fetva imamı olduğunu ortaya koymuş, Risale-i Nur gibi bir eserin bundan sonra yazılamayacağına işaret ederek talebelerini sadece şerh gibi diğer vazifeleri yapmakla mükellef kılmıştır.

Bediüzzaman Said Nursi şerh ve bu çerçevedeki kavramların bazılarını aynı an¬lamda kullanmaktadır. Bu kelimeler semantik olarak ayrı olsa da Risale-i Nur’da aynı anlamda kullanılmaktadır. Farklı tondaki bu kelimeler sınıflandırılarak çalışma alanları oluşturulmalıdır.

İman ve Küfür Muvazeneleri tertip, Asa-i Musa bir tanzim, Hutbe-i Şami¬ye tanzim ve teliftir. Buradan yola çıkarak Risale-i Nur’da farklı eserlerde birbirini tamamlayan konuların bir eserde toplanabileceği tanzim çalışmaları cem ve tertip kelimeleriyle beraber değerlendirilebilir. Bu örnekten yola çıkılarak şerh, izah ve beyan ve tefsir bir grupta; cem, tertip, tanzim ve telif bir grupta, tahşiye ve tekmil bir grupta, tashih ve neşir bir grupta, talim ve ispat kelimeleri de bir gurupta toplanarak çalışma alanları oluşturulabilir.

2- Amaç ve Metod

Risale-i Nurlar taklit edilemez. İlmî enaniyet vb. şeylerle “Risale- i Nur gibi bir eser yazarım” zannına kapılmak kuru bir taklitçilikten öteye geçemez.

Yapılacak şerh çalışmaları aslının yerini tutma iddiasını taşımamalı, ihlas düs¬turu çerçevesinde Risale-i Nur hakikatlerini muhtaç olanlara ulaştırma gayesini gözetmelidir.

Risale- i Nur’daki şerhin maksadı hidayettir, insanlara hakikati ulaştırmaktır. Bunun için hedef kitle tespit edilmeli, her risale için bu kitle ayrı ayrı belirlenme¬lidir.

Risale-i Nurla ilgili çalışmalar; Risale-i Nur hakikatlerinin daha iyi anlaşılabil¬mesi amacıyla açıklama, yorumlama, metinleri düzenleme, manalarını tamamlama, tebliğ etme, hakikatleri insanlara ulaştırma ve basma gibi alanları içermekte ve bun¬ları çeşitli eğitim öğretim metotlarıyla Risale-i Nur diline yabancı olan insanlara bunu öğretmek gayesini öngörmektedir.

Asıl metin ve müellifi hiçbir şekilde gölgelenmemeli ve perdelenmemeli. Genç¬lerin ve kitlelerin Bediüzzaman ile buluşturulması gayesi ön planda olmalıdır.

Bediüzzaman Said Nursi’nin Risale-i Nurlarda kullandığı metotlar Risale-i Nurla ilgili çalışmalar için de geçerlidir.

Klasik kültürümüzün temel kavramlarından biri olan şerh, farklı metotlarla kar¬şımıza çıkmaktadır. Klasik şerhlerde metnin tamamı şerhin içinde yer alır. Kader Risalesi gibi bazı metinlerde bu metot takip edilebilir. Bununla birlikte Batı’daki “yapısalcılık akımı” gibi metotlar da takip edilebilir. Buna göre bütün kavramlar tahlil edilerek kelimelere katılan tasavvufi, ilmi anlamlar ve kelimelere yüklenen anlamlar açıklanabilir.

Bediüzzaman Said Nursi geleneği reddetmemekle birlikte yeniliğe de açıktır. Bu özellik şerh çalışmalarında oluşturulacak yeni bir tarzın da anahtarı olacaktır. Geleneksel metot Risale- Nur’a uygulanabilir, yeni metotlar da eklenebilir.

Risale-i Nur metinlerinin farklı ilmi disiplinleri içinde barındıran geniş boyutlu eserler olmasından ötürü şerh çalışmaları ilmi bir heyet tarafından yürütülmeli, ya¬pılacak çalışmaların metot ve kriterlerini bu heyet belirlemelidir.

Şerh çalışmalarında görevli olanlar öncelikli olarak İslam ilimlerinin temeli olan tefsir, fıkıh, hadis ve kelam konularında uzmanlar olmalı, bunun yanında diğer sos¬yal ve fen bilimlerinden de uzmanlar heyete dahil edilmelidir. Her ilim sahası için en az üçer kişilik uzmanlardan oluşan heyetler oluşturulmalı; böylece her ilim ada¬mının birbirlerine baskı kurmaları önlenmeli, ilmi enaniyet ve dayatmaların önüne geçilmelidir.

Risale-i Nurla ilgili şerh çalışmalarında Risale-i Nur’un kendine has üslubu korunmalı, yapılacak çalışmalar bunun üzerine bina edilmelidir.

Kur’anî kelimeleri ve üslubu kullanan Risale-i Nur Kuran gibi hep genç kalıyor. Şerh çalışmalarında kullanılan dil ve üslubun buna engel oluşturmaması gerekir.

Risale-i Nurların gençler tarafından doğru anlaşılmasının önündeki engeller¬den biri okumama ve talimci eksikliğidir. “Gençlik serisi” halinde yapılacak yorum¬lamalar ve öğretici elemanların yetiştirilmesi bu eksikliği giderebilir.

Şerh çalışmalarından önce yapılacak işlerden biri kavram açıklaması olmalıdır. Münazarat gibi eserlerin şerhi için tarihi arka plan, İşaratü’l- İ’caz gibi eserler için Kur’anî ilimler, Muhakemat gibi eserler için de dil, estetik, edebiyat ve belagat bi¬linmelidir.

Metot çalışmalarında Risale-i Nur’un ana metinleri dışındaki mektupların han¬gi olaylar üzerine yazıldığının belirlenmesi, bunların tarihsel arka planlarının araş¬tırılması yol gösterici olacaktır.

Kuran ve hadis için kullanılan “sebeb-i nüzul” ve “sebeb-i vürud” gibi Risale-i Nurlar için “sebeb-i telif, sebeb-i kitabet” tabirleri kullanılabilir ve bununla ilgili bir araştırma sahası açılmalıdır.

Şerh çerçevesinde yapılacak çalışmaların hiç bir zaman aslının yerini tutamaya¬cağı unutulmamalı, ihtiyaca göre bir öncelik sırası belirlenerek çalışmalar yapılma¬lıdır. Risale-i Nurların temel özelliklerini hem kendimizin anlaması hem de anla¬tılması için Üstad hazretlerinin asıl hedefi ve fonksiyonu ile hareket etmek şarttır.

Şerh çalışmaları için kaynak kitapların belirlenmesi, yeni yayımlanmış eserlerde lügatçe hatalarının giderilmesi, tashih çalışmalarının hızlandırılması gerekir.

Bediüzzaman’ın içinde yaşadığı toplumun mahalli lisanına ve deyimlerine de aşina olup bunu eserlerinde kullanmıştır. Mesela “malımız harab oldu” deyimi Arapça ve Kürtçe bir tabir olup “ocağımız söndü” anlamını taşımakta, “mal” anlamı¬nı içermemektedir. Bu tür deyimler tespit edilerek bir anlam çalışması yapılmalıdır.

Şerh çalışmaları için “edisyon kritik” neşrine ihtiyaç duyulmaktadır.

İslami klasik dönemlerde, yeni eserler yazılmadığı ve üretilmediği için yapılan tenkit ve tehlikeler göz ardı edilmemeli; Risale-i Nur şerhi için de geçerli olan bu durumun tedbirleri alınmalıdır.

Telifat; bir ağacın dal ve yaprakları gibi, o ağaca yeni bir şey katmak değil, onun hayatiyetini devam ettiren yeni çalışmalar olmalıdır.

Bediüzzaman Said Nursi, telif kapısını açık bırakmış ve telif metodunu da belir¬lemiş. Telif ve şerh yapılmazsa klasik dönemin tehlikesi kaçınılmazdır.

3- Şarihlerin özellikleri

Şerh çalışmasını yapacak olanlar sahasında uzman, kendi branşında ve Risale-i Nur alanında son derece yeterli donanıma sahip olmalıdır. Risale-i Nur bilgisi ha¬tıraları da içermelidir. Bu vukufiyet Bediüzzaman’ın hatıralarından çıkarımlarda bulunabilecek düzeyde olmalıdır. Mesela; Üstad bir seyahat esnasında rüzgarın yatırdığı buğdayları seyretmek için arabasını durdurmuş ve “fesübhanallah, nasıl Cenab-ı Hakk’ı tesbih ediyorlar, seyretmesi benim olsun, rüku varsın başkasının ol¬sun” demiş. Buradan Üstadın zikir anlayışı ile ilgili çıkarımlarda bulunmak mümkün olduğu gibi başka hatıralarından da yeni çıkarımlar yapılabilir.

Şarih, şerh edilecek kısmın arka planındaki bilgisine sahip olunmalı. Şarih Risale-i Nurların diline, kelimelerin etimolojik özelliklerine ve yöresel söyleyişlere hakim olmalı, kültürel özellikleri bilmelidir.

Şarih Risale-i Nur’a vukufiyetle birlikte “nurculuk” vasıflarını üzerinde taşıma¬lıdır. Bu meyanda şerh edici; kibir, enaniyet, alınma gibi zaaflardan uzak özelliklere sahip bir insan tipi özelliğini taşımalıdır.

4-Şerhin kriterleri

Şerh hazırlama klavuzu oluşturulmalıdır. Bu klavuzda belirlenecek teknik ve kriterler ihtisası hissettirmeli ama bilimselliğe boğdurulmamalıdır.

Oluşturulan klavuzun dili vukufiyeti yansıtan bir dile ve üsluba sahip olmalı ve bu hususta bir konsensüs sağlanmalıdır.

Bediüzzaman Said Nursi’nin İşaratü’l- İcaz adlı eserinde tefsir ile ilgili bir heyet isteği şerh için de geçerlidir. Bu noktada kendi alanlarına uzman olan heyetler bu işe girişmelidir. Mesela Meyve Risalesi’ndeki 6. Mesele böyledir. Farklı ilimlerden bahsedilen bu bahiste olduğu gibi bir heyete ihtiyaç vardır.

Şerh çalışmalarında yorum dengesi gözetilmeli ne ilimden ne de risaleden uzak bir yorumlama olmalıdır. Çalışmalar ilmi bilgilere boğulmalı ne de yavanlaştırılma¬lıdır.

Zaman ve enerji israfını engellemek, tekrarları ortadan kaldırmak için farklı gruplar çalışmalarından birbirlerini haberdar etmelidirler. Kimin yaptığından ziya¬de neyin nasıl yapıldığının bilinmesi çalışmaların doğru bir zeminde hızlı bir şekil¬de yürütülmesi ve tamamlanması açısından önemlidir.

Yapılacak çalışmaların koordinasyonu için ehil bir merkez oluşturulmalı, çalış¬malar merkezden takip edilmelidir. Çağdaş iletişim imkanları iyi değerlendirilmeli, iletişim ortamları oluşturularak meşveret ruhuna uygun olarak “ortak akıl”la çalış¬malar yürütülmelidir.

Eserlerini Kur’ani bir dille oluşturan Bediüzzaman’ın ilhamının kaynağı Kuran ve Sünnet’tir. Şerh çalışmalarında bunların kaynaklarına inilmeli, bununla birlikte kelam, hadis, tasavvuf vb. ilimlerden yararlanılmalıdır.

Risale-i Nur’daki tasavvufi özellikler, dini ve tasavvufi kavramlar ve kişiler bi¬linmelidir.

Risale-i Nur kendi tefsirini yapacak alimleri yetiştirmiştir, onların bulunması ve teşvik edilmesi elzemdir.

5- Atılacak Adımlar Neler Olmalıdır

Risale-i Nur Enstitüsü herkes tarafından kabul edilen, herkesin sempatisini sağlamış üst bir yapıdır. Şerh gibi Risale-i Nur eksenli çalışmaların böyle bir üst yapı tarafından yürütülmesi sağlıklı olacaktır.

Risale- Nur Enstitüsü’nün koordinesinde mevzular tespit edilmeli, diğer grup¬ların yaptığı çalışmalar incelenmelidir.

İhtisas heyetleri oluşturulmalıdır.

Acilen bir Risale-i Nur Kütüphanesi kurulmalı, Risale-i Nurla ilgili yazılmış eserler taranmalı ve kütüphaneye dahil edilmeli, bütün çalışmalar dijital ortama ak¬tarılarak korunmalıdır.

Risale-i Nurların ilk nüshaları korunmalı, nüsha farklılıklarının oluşması en-gellenmelidir.

Gündeme dair Risale-i Nur eksenli çalışmalar bir araya getirilmelidir.

Risale-i Nur’u bilen, gönül veren akademisyenler tez konularına mutlak eğil¬meli, Yüksek Lisans ve Doktora konularını Risale-i Nurla ilgili alanlardan seçmelidirler.

Yukarı