. Ziyaretçi


Okunma Sayısı: 1792

Bu Sayıdaki Diğer Yazılar

Metni Yazdır

KÖPRÜ Dergisini web üzerinden www.kitapyurdu.com adresinden satın alabilirsiniz.

Kampanyamızdan yararlanarak dergimizin eski sayılarına uygun fiyata sahip olabilirsiniz tıklayın.


 KÖPRÜ / Güz 2003 
 Tesettür
 KÖPRÜ / Yaz 99 
 Popüler Kültür


Copyright © 2006
KÖPRÜ Dergisi
Her Hakkı Saklıdır

İnsanlık ve Dünya Barışı İçin Said Nursî’nin Milliyet Anlayışı
Yaz 2013   [ 123. Sayı ]


İnsanlık ve Dünya Barışı İçin Said Nursî’nin Milliyet Anlayışı

Editör

Risale-i Nur Enstitüsü, geçtiğimiz Mart ayında 8. Risale-i Nur Kongresi’ni “İnsanlık ve Dünya Barışı için Said Nursî’nin Milliyet Anlayışı” başlığı ile düzenledi. Kongrenin amacı, düşünce hayatımızda önemli bir yere sahip olan ve sosyal-kültürel ve siyasî alanlarda hayatımızı etkilemeye devam eden milliyet/çilik kavramını tartışmak ve bu kavrama Kur’ân eksenli bir yol çizen Said Nursî’nin milliyet anlayışını irdelemekti. 30-31 Mart 2013’te Fatih Sultan Mehmet Üniversitesi Medeniyetler İttifakı Enstitüsü’nün katkılarıyla İstanbul’da gerçekleştirilen kongreye katılan ilim ehli, beş masa etrafında Said Nursî’nin milliyet anlayışını tartıştı ve önemli sonuçlara ulaştı. Elinizdeki bu sayı, 8. Risale-i Nur Kongresi’nde sunulan tebliğlerin bir kısmı ile kongre deklarasyonlarını içermektedir.

Milliyet kavramı, düşünce tarihi boyunca çok farklı algılamalar ve tanımlamalara konu olmuştur. Bu kavram, son günlerde de milliyetçilik, ulus devlet, insan hakları, hürriyet, eşitlik, hukuk devleti, adalet, küreselleşme, Kürt sorunu, terör, vb. hususlar etrafında tartışılıyor. Bu tartışmalar içinde Said Nursî’nin insanlık, kardeşlik, dayanışma, birlik, barış, müsbet hareket ve ilerleme kavramları çerçevesinde Kur’ânî bir bakış açısıyla geliştirdiği milliyet anlayışının anlaşılma çabasının insanlık ve dünya barışı açısından önemli olduğunu düşünmekteyiz.

19. asrın temel ideolojilerinden olan ve bugün de devam eden milliyetçilik ideolojisinin etnik aidiyetler üzerinden tanımladığı millet kavramı ve bu kavram etrafında şekillenen ulus devletler yapılanması son birkaç asra savaş, terör, kan ve gözyaşıyla birlikte damgasını vurmuştur. Temelde etnik bir anlayış üzerinden yürütülen ulus devlet uygulamalarının Müslüman toplumlar üzerindeki yıkıcı etkileri irdelenmesi gereken bir husustur. Bu yıkıcı etkilerin nasıl giderilebileceği ile birlikte Kur’ânî bir kavram olan milliyetin yeni bir toplum inşasında yerinin nasıl belirleneceği, kardeşlik ve dayanışma odaklı bir milliyet anlayışının nasıl hayata geçirilebileceği cevap bekleyen sorulardandır. Bu bağlamda Bediüzzaman Said Nursî’nin milliyet kavramına çizdiği genel çerçeve önem kazanmaktadır.

İslâm toplumlarının zihniyet dünyasında daha çok dinî inanç birlikteliğine işaret eden, İslâmî literatürde ‘din millet birdir’ anlayışına bağlı olarak din kavramı ile özdeş olarak kullanılan millet kelimesinin bu mahiyetinden soyutlanarak etnik temelli “kavim, ırk” anlamlarında kullanılması ve bu anlamda bir milliyetçiliğin İslâm kültürüyle bir arada bulunup bulunamayacağı daima tartışılmıştır. Bu bağlamda, İslâm toplumları arasında yaygınlaşan unsuriyet fikriyle birlikte ortaya çıkan çözülmelerin milliyetçilik ideolojisiyle bağı kurulurken sosyal bir gerçeklik olan milliyet olgusuna yaklaşımın nasıl olması gerektiğini belirlemek zorunlu olacaktır. Bu noktada, Bediüzzzaman’ın milliyet fikrini sosyal ve siyasî bir realite olarak kabul eden yaklaşımları yol gösterici olacaktır. Bu bağlamda onun ‘menfi milliyet’ ve ‘müsbet milliyet’ kavramlaştırması irdelenmeye değer niteliktedir.

Ülkemiz açısından düşünüldüğünde, Cumhuriyet döneminde millî devlet anlayışı çerçevesinde uygulanan milliyetçi politikaların millî kimlik inşasıyla yola çıkması, ümmet şuuru baskın olan halkı modernleştirmeye ve yeniden şekillendirmeye dönük projelerin geliştirilmesi uzun vadede farklı problemleri de beraberinde getirmiştir. Bugün etnisite üzerinden tanımlanan Kürt sorunu gibi yapısal problemlerin temelini anlayabilmek için cum¬huriyetin kimlik politikalarının da tartışılması gerekir. Bu problemin nasıl aşılacağı, demokratikleşme sürecinin bu noktadaki katkısı, yeni anayasa çalışmalarının önemi, yeni anayasada etnik aidiyetlerin nasıl belirleneceği ve temel hak ve hürriyetlerin nasıl korunacağı merak edilenler arasındadır. Bu noktada bölgenin iç dinamiklerini iyi bilen ve yaşanan problemlerle ilgili bir dizi teklif sunan, milliyet meselesine iman ve ubudiyet çerçevesinden yaklaşan Said Nursî’nin yaklaşımları kalıcı çözümler için önem kazanmaktadır.

Risale-i Nur Enstitüsü olarak, yukarıda dikkat çekmeye çalıştığımız hususlardan hareketle gerçekleştirdiğimiz “İnsanlık ve Dünya Barışı İçin Said Nursi’nin Milliyet Anlayışı” konulu 8. Risale-i Nur Kongresi’nde sunulan tebliğ, hazırlanan sonuç bildirileri ve deklarasyonların Said Nursî’nin milliyet anlayışını büyük ölçüde açığa kavuşturduğunu düşünmekteyiz.

VIII. Risale-i Nur Kongresi’nin, insanlık ve dünya barışı için hayırlara vesile olması temenni ederek sizleri dergimizle başbaşa bırakıyoruz. Gelecek sayıda da aynı konuyla karşınızda olmayı ümit ediyoruz.

Yukarı