. Ziyaretçi


Okunma Sayısı: 1960

Bu Sayıdaki Diğer Yazılar

Metni Yazdır

KÖPRÜ Dergisini web üzerinden www.kitapyurdu.com adresinden satın alabilirsiniz.

Kampanyamızdan yararlanarak dergimizin eski sayılarına uygun fiyata sahip olabilirsiniz tıklayın.


 KÖPRÜ / Bahar 2003 
 Evrensel Barışa Çağrı
 KÖPRÜ / Kış 99 
 Devlet-i Aliyye


Copyright © 2006
KÖPRÜ Dergisi
Her Hakkı Saklıdır

Demokratlık
Kış 2014   [ 125. Sayı ]


Demokrat olmak

Being a Democrat

Sacit Adalı

Prof. Dr. Turgut Özal Ün. Hukuk Fak. Dekanı

Böyle Bir Sistemde Demokrat Olmak?

Cihan yaratıldığından beri insanlar arasında az veya çok, açık veya örtülü bir iktidar mücadelesi yürüyor. İllâ güç sahibi olunacak. Müreffeh yaşama isteği görünüşte. Esası, muktedir olmak. İktidar sahibi olmak için her yol deneniyor. Güçlü olunursa refah, zenginlik, mal, makam, mevki, rütbe kendiliğinden gelecek; saygınlık, itibar, sevgi, korku doğacak.

Bu, yaşadığına inanılan, yaşamakla öğrenilen bir sistemin, inancı olmayan vahşi kapitalizmin sonucu. Batı medeniyetinin maddeci baskın etkisi geri kalanları da aynı cendereye sokuyor. Halbuki güç, hukukun izin verdiği ölçüde olmalıdır. Güce dayanan devlet, otoriter devlettir.

Helâl–haram, doğru-yanlış, güzel-çirkin, meşru–gayrimeşrû, legal–illegal birbirine karışmış. Sanki herkes haklı. Herkesin kendine mahsus doğrusu var. Kimse kimseyi dinlemiyor, tanımıyor, kaale almıyor. Herkes herkesi horluyor, kınıyor, kıskanıyor. Neticede bir karışıklık ortamı: sevgisizlik, saygısızlık, vefasızlık, hasımlık. Pozitivizmin iki asırlık felsefesiyle manevî, edebî, bedii zevkler törpüleniyor. Arkası derin bir yalnızlaşma, yabancılaşma, kutuplaşma. Biraz tebessüm, biraz nükte, biraz vicdan hak getire. Bütün bunları ortaya çıkaran sistemin kendisi. Devletler arası münâsebetlerde de aynı şey. Güçlü olan zayıfı boyunduruğu altına alıyor. Dünyaya nizam vermek üzere kurulmuş Birleşmiş Milletler bile beş ülkenin hâkimiyeti altında. Bir statüko teşekkül etmiş ve dokunulmazlık kazanmış. Aynen gerçek kişiler arasında görülen imtiyazlılar, seçkinler gibi. Ama ne var ki en varlıklı olanlar bile mutsuz; alt gelir grupları dar geçim imkânlarından, zenginler ise kazandıklarını koruma ve daha fazlasını kazanma telâşı ve endişesinden. Huzur kayıp. Sadece tüketim. Eşyayı, enerjiyi, çevreyi, insanı tüketim... Yani topyekûn yok oluşa gidiş. Tüketim ekonomisi rakipsiz. Sıyrılmak mümkün değil.

Suriye yanıyor. Irak, Somali, Sudan, Mali, Afganistan… Dünyadan her gün kötü haberler geliyor. Gerçek huzur ve sükûna yalnızca mezarlıklarda ulaşılabilecek. Dünya yangın yeri ortası. İnsanlar kirlendi, tiksindirecek derecede kirlendi.

Demokrasi bütün kural ve ilkeleriyle kâğıt üzerinde mükemmelen serili duradursun. Lâkin maharet, gemisini kurtaran kaptan olabilmekte. Sosyal devlet modeli bile aşındı. Sosyal adalet, dengeli paylaşım, şeffaflık, hesap verebilirlik arayışları bir türlü bitmiyor. İnsan yedikçe acıkıyor. Buldukça arıyor, bulamazsa depreniyor, yıkıyor.

Sabır, tahammül, şükür yok.

Demokrasilerin demokrat üretilemeyen sisteminde elbette müstebit liderler ve onun dağıtacağı menfaate râm olan “ululayıcılar” çıkacaktır. Metod, kriz yönetimi. Hep gerginlik, her zaman gerginlik, her yerde gerginlik. Böyle bir âlemde demokrat olunabilir mi? Sistem demokratik ise kişi de demokrat olmalı değil midir?

Kelimenin Etimolojisi

Fransız düşünür Roger Garaudy, “Ben Allah (c.c.) var demeyi bile küfür sayarım” diyor. “Var” demek, aksinden, “yok” deme ihtimalini de çağrıştırır. Bir şey ya vardır ya yoktur. Güneşin varlığından şüphe mi ediyoruz ki, günlük lisanda kim ona “var” veya “yok” diye bir ifade kullanıyor? Bütün mesele, Yaradan’ı içinde hissetmek, O’nu yaşamak, O’nun bir parçası olduğunu bilmek. Böyle bir kişi inanan (inançlı) kimsedir. Fransızcada bu kelimenin karşılığı “croyant”dır. Eğer inandıklarının gereklerini yerine getiriyorsa ona da “praticant” denir. “İnanmak” ve “yerine getirmek” birer fiildir. “İnanan” (croyant) ve “yerine getiren” (praticant) fiilden türetilmiş sıfatlardır. Aynen, çalışmak’tan çıkan çalışkan gibi. Fiilden türetilmiş sıfatlar olduğu gibi isimden türetilmiş sıfatlar da vardır. İşte bunlardan biri de “demokrat” (democrate) ve “demokratik” (democratique)dir. “Demokrasi” bir isimdir ve bir sistemi, rejimi ifâde eder. Klasik mânâsiyle bunun Batı’da bütün şart, özellik, ilke ve usulleri bellidir. Uzun asırlar içinde daha iyiye ulaşma arzusu ile, bedelleri ödenen bir gelişim neticesinde ortaya çıkmış yönetim tarzıdır. Bu tarz, kitaplarda, belgelerde sistematize ve kağıt üzerinde dizayn edilmiştir. Demokratik, demokrasiye uygun olandır. Demokrat ise demokrasiyi eyleme geçiren insan demektir.

Açılım ve gidişat

Demokrasi bir “sistem”se, demokrat da onun îcâbını yerine getiren “kişi”dir. Aynen, inanan ve inanmakla kalmayıp pratiğini yapan, inandığını yaşayan kimsede olduğu gibi. Demokrat kimse demokrasinin oyun kaidelerini, usûllerini, tarzını hayatına yansıtır, onu hazmetmiş şekilde yaşar. Hem kendisine hem de başkasına yaşatır. Her hâl ve kârda kendisi kadar başkalarını da düşünür. Empati yapmasını bilir. Özümsenmiş vakur bir tevâzû ile ömür sürer. İşte bu bir kemâlât, olgunluk işaretidir. Demokrasi faziletli insanların rejimidir. Demokrat insan da aslında fikren, hissen, rûhen olgun, dolgun, kâmil kişi demektir. Küçük insanlar kişilerle, vasat insanlar olaylarla uğraşırken büyük insanlar fikirlerle uğraşır. Çoğunluk, kişi ve olaylara, onların “anlık” hâllerine bakıp kanaat beyan eder. Uzun vâdeli ve bütüncül görüp düşünemez. Demokrasi “anarşinin” kapı komşusudur. Serbestlik, fakat içe yansıyan, kabul edilmiş, nerede duracağını bilen sınırlı ve denetimli serbestlik. Aksi hâlde bir kakafoni, kaos, karmaşa doğar ki sistem tefessühe gider. Ak Zambaklar Ülkesi’nde yazarının dediği gibi, çürümüş ak zambaklar çürümüş yeşil otlardan daha berbat kokar.

Demokratlık kişiye bağlıdır ve onun ulaştığı yüksek bir seviyedir. Kişi demokrasi denen düzenin gereklerini ve inandıklarını yaşarsa demokrat olur. Gelir ve eğitim seviyesi gerektirdiği gibi esas olarak bir kültür hamûlesine sahiplik ister.

Demokrat insan Yunus Emre gibi yaratılanı Yaradan’dan ötürü hoş görür. Bir evrensel ilke olan “Sen sana ne sanırsan ayruğa da anı san” deyişine kalpten bağlıdır. “Ben gelmedim dâvâ için, benim işim sevi için, Dost’un evi gönüllerdir, gönüller yapmağa geldim” der. Doğrudur, dürüsttür, güvenilir, sözünde durandır. Hakperest, adalet ve fazilet severdir

Demokrat insan, Tevfik Fikret’in ifadesiyle fikri hür, irfânı hür, vicdânı hür kimsedir. Bediüzzaman’ın dediği gibi, ekmeksiz yaşar, hürriyetsiz yaşayamaz. Zirâ hür doğmuş, hür yaşamış, hürriyeti tatmıştır.

Demokrat insan bir ideolojinin esiri değildir. Cenap Şahabettin’in veciz sözüyle, “hürriyetin hakîkî âşıkları esirler değil, hürlerdir.” Kâmil insan ancak özgürlük ortamında yetişir. Sistemi kâğıt üzerinde bırakmaz. Onu yaşar ve yaşatır. Voltaire’in dediği gibi, muhatabının söylediklerinin hiç birine katılmasa da onları ifade edebilmesi için sonuna kadar mücâdele eder. Sadece kendisine değil herkese karşı demokrattır. Karşısındakinin yaşama alanına sınır koymamak, çoğunluktayken de azınlıktayken de karşılıklı olarak hak ve hürriyetlere riayet etmek, özellikle, temel hak ve hürriyetleri zedelememektir.

Görüşlerini şiddete dayalı, zorla kabul ettirme yolunu asla tercih etmez. İyi niyetle diyalog kurar, iknâ eder (veya iknâ olur), sonuçta bir mutabakata ulaşır. Böylece insanlar arasındaki farklılıklar korunmuş olur, kimse kimseyi ötekileştirmez, ortada eşitliği bozan bilgi, görgü, tecrübeden başka bir şey kalmaz.

Demokrasi, demokratik, demokrat lâfzı, teori ve pratikle örtüşmedikçe gidişattan fazla medet ummak beyhûde olacaktır.

Sonuç galiba Hz. Mevlânâ’nın özdeyişine dayanmaktadır: Ya olduğun gibi görün, ya göründüğün gibi ol. Yani, hakiki kul, gerçek insan ol.

Ancak sistem insanı şekillendiriyor. Ne ki, ârızaları giderecek olan da yine o insan. Lâzım olan, star, yıldız, kutup insan yetiştirmek. Gerçek demokratlar da galiba bunlar vasıtasiyle yetiştirilebilecek.

Özet

Bütün kural ve ilkeleriyle kâğıt üzerinde mükemmel bir sistem olarak karşımızda duran demokrasinin uygulanmasında büyük sıkıntılar yaşanmaktadır. Demokrat insan üretemeyen sistemler de nihayetinde müstebit liderlere teslim olmaktadır. “Her yerde gerginliğin hakim olduğu bir âlemde demokrat olunabilir mi?” sorusuna cevap aranan bu yazıda demokratik sistemin demokrat kişilerce kurulabileceğinden hareketle demokrat olmanın özellikleri dile getirilmektedir.

Anahtar Kelimeler

Demokrasi, sistem, demokrat, insan, hürriyet

Abstract

Democracy, which stands as a perfect system with all its rules and principles, faces great problems in practice. Systems which cannot grow up democratic people eventually surrender to despotic leaders. In this article we search for an answer to the question “Is it possible to become democratic in a world dominated by tension?” We also claim that a democratic system can be only built up by democratic people and then describe the features of being a democrat.

Key Words

Democracy, democratic system, a democrat, man, freedom

Yukarı