. Ziyaretçi


Okunma Sayısı: 1655

Bu Sayıdaki Diğer Yazılar

Metni Yazdır

KÖPRÜ Dergisini web üzerinden www.kitapyurdu.com adresinden satın alabilirsiniz.

Kampanyamızdan yararlanarak dergimizin eski sayılarına uygun fiyata sahip olabilirsiniz tıklayın.


 KÖPRÜ / Güz 2005 
 Adalet
 KÖPRÜ / Yaz 2001 
 Ahlâk


Copyright © 2006
KÖPRÜ Dergisi
Her Hakkı Saklıdır

Demokratlık
Kış 2014   [ 125. Sayı ]


Deklarasyon

Bu deklarasyon, Risale-i Nur Enstitüsü tarafından tertip edilen ‘Demokratlık’ konulu toplantıda oturumlar sırasında açıklanan ve genel kabul gören kanaatleri bildirmekte olup toplantı yöneticisi ve sekreteri tarafından toplantı sırasında alınan notlar üzerinde çalışılarak hazırlanmıştır.

KATILIMCILAR<

Prof. Dr. Ahmet BATTAL (Oturum Başkanı)

Ahmet DURSUN (Sekreter)

Prof. Dr. Arif YAVUZ

Prof. Dr. Ensar NİŞANCI

Prof. Dr. Ertan EFEGİL

Prof. Dr. Sacit ADALI

Doç. Dr. Muhammet GÜR

Doç. Dr. Adem ÖLMEZ

Doç. Dr. Ahmet YILDIZ

Yrd. Doç. Dr Ali BENGİ

Yrd. Doç. Dr. Bünyamin GÜRPINAR

Yrd. Doç. Dr. Hüseyin YILDIZ

Dr. Hakan YALMAN

Kadir AKBAŞ

Nimet DEMİR

Demokrasi ve Demokratik Devlet

Kavramsal Çerçeve

Cumhuriyetin özü olan ve kaynağını milli iradeden alan demokrasi hürriyet, eşitlik ve adalet ilkelerine dayanan yönetim şeklidir. Bediüzzaman’ın da “Adalet, meşveret ve kanunda inhisar-ı kuvvet” kuvvet şeklinde tarif ettiği meşrutiyet ve cumhuriyet, demokratik bir cumhuriyettir.

Demokrasinin kurallarını benimsemek ve sahip çıkmak olarak tarif edebileceğimiz demokratlık, demokrasinin bütün ilke ve kurallarını kabul edip içselleştirmeyi gerektirir. Bu bağlamda demokrasinin temel unsurları olan adalet, meşveret ve kanunda inhisar-ı kuvvet prensiplerine sahip çıkmak demokratlığın da vazgeçilmez esaslarıdır.

Demokrasi, inançlara saygı duyan bir sistem olarak temel hak ve hürriyetleri koruma altına alır. Temel hak ve hürriyetler demokratik ortamlarda gözetilir ve gelişir. Herkes için geçerli olan hak ve hürriyetlerin yaşatılması demokrasinin varlık sebebidir. Bu bakımdan demokrasi, azınlıkların da hakkını koruyan çoğulcu bir sistem olarak anılır.

Devlet, milletin hakimiyetini temsil makamında bir hizmet mekanızmasıdır. Demokrasilerde devlet, hakim değil hadimdir. Devlet millete hizmet yeridir. Devlet imkanlarını şahsi çıkarlara alet etmek ve suistimal etmek, devlete hizmet eden değil, devleti kendine hizmet ettiren bir anlayışın ürünüdür.

Demokratik devlette hakim millettir. Millete rağmen hükmeden yönetim anlayışı ise otoriterliktir.

Güçlü liderlerin müstebit hale gelmesini demokratik zeminde ortaya çıkan hür fikirli bireyler engeller. Demokrasi güçlü liderlerden ziyade hukuka dayalı güçlü sistemlerin hakim olmasını hedefleyen yönetim biçimidir.

Demokratik değerler ve demokratlık

“İman ne kadar mükemmel olursa hürriyet o derece parlar ” diyen Bediüzzaman demokratlığın şifrelerini sunmaktadır. Demokrat özelliklerini taşıyan insanların yetişmesi bu şifrenin çözülmesiyle mümkündür.

Bediüzzaman İslamiyet’i gerçek insaniyet olarak tanımlamakta, demokratik yapının kökenini İslamî prensiplere dayandırmaktadır.

Bediüzzaman’ın Meşrurtiyet tanımlaması demokratlığın temel prensiplerini de içermektedir. Meşrutiyet millet hakimiyetidir. Demokratlık meşveret ve istişareyi inşa etmektir. Bunu gerçekleştirmenin yolu insanın iradesinin hürleşmesi, ilim ve fikirde hürriyetin sağlanmasıdır. Özgür irade ile bir eğitim verilmezse istibdat ortaya çıkar. İlimde ve fikirde tam hürriyet demokrasinin özelliğidir.

Üç büyük düşmanımız olan cehalet, zaruret ve ihtilafın ortadan kalkmasıyla hürriyete zemin hazırlanmış olur.

Toplum demokratlaşmadıkça sistemin de demokratlaşması mümkün değildir. Toplumun demokratlaşması ideolojilerden ve müstebit yapılardan kurtulmuş hür bir eğitim anlayışı ile mümkündür. Zira bir millet cehaletle hukukunu bilmezse ehl-i hamiyeti dahi müstebid eder.

Demokratlık, “Ekmeksiz yaşarım, hürriyetsiz yaşayamam” sözüyle ilke haline gelen hürriyetçi bir tavrın ve zihniyetin ifadesidir.

Bu tavrın yerleşmesi ve hakim olması için demokrat insan tipine ihtiyaç duyulmaktadır. Bu bakımdan demokrat insan, bir medeniyet politikası olarak düşünülmelidir. Adil, iyi ve doğruyu savunan bir anlayışı temsil eden demokratlık doğruyu ve hakikati hayata aksettiren demokrat insanların mesleğidir.

Demokratlığın zıddı otoriterliktir. Demokrat; adaleti, kanun hakimiyetini ve şurayı esas alır; müstebit (otoriter) ise hukuku, adaleti ve meşvereti hiçe sayarak egemenliği keyfi olarak sahiplenir

Esas olan adalettir. Hukukun üstünlüğü, din ve vicdan hürriyetlerinin hakkıyla verilmesi demokrasinin; bunları sağlamak demokratlığın gereğidir. Demokratlık adaletsizliğe ve zulme karşı olmaktır. Demokrat ne zulmeder, ne zulmettirir.

İnsanlar hür oldular, ancak abdullahtırlar. Kadim saltanat İlahi saltanattır. İlahi otoriteye boyun eğmeyen anlayışlar istibdadı doğurur. İstibdat ise zulüm ve tahakkümdür, keyfi muameledir, rey-i vahiddir.

Meşveret ve şura demokrat yapının kudsi temellerinden biridir. Meşveret zemini doğruyu, hak ve hakikati aramaktır.

Demokratlığın gereği hakperesliktir. Hakka tarafgirlik müminane bir tavırdır. Bu bağlamda iyi bir Müslüman iyi bir demokrattır.

Din ve vicdan hürriyetinin teminatı olan demokratlık, ‘söyletmen urun’dan fikir hürriyetinin baş tacı edildiği günlere gelinen sürecin adıdır.

Demokratlık bir hayat tarzıdır, demokrat olmanın önemli bir özelliği; “kendin için ne düşünüyorsan başkaları için de onu düşün, kendin için ne istiyorsan başkaları için de onu iste.”dir.

Terk-i iltizam-ı nefs, ferdin demokratlığının ön şartıdır. Terk-i iltizam-ı nefs “sadece ben bilirim” demeyi terk etmektir.

Demokratlık rıza ve temsile dayanmayan iktidar kullanımını reddetmektir.

Aynı güftenin farklı seslerle çalındığı bir senfoni içersindeyiz. Demokratlık hoş görülü ve kucaklayıcı olmaktır. Demokratlık insanları ötekileştirmeyen, herkese söz hakkı veren bir anlayıştır. Herkesin istediği fikri savunabilmesi demokrasinin, bu hakka saygı duymak demokratlığın gereğidir.

Din özgürlüğü, sivil toplum ve kendini ifade etme özgürlüğü gibi değerler evrensel İslami ilkelerdir ve demokratlığın gereğidir.

Bediüzzaman hürriyetçi fertleri yetiştirerek hürriyetçi bir sistemi yerleştirmeyi hedeflemiştir.

Bediüzzaman ululemri kutsallaştırmaz, ehli hal ve akdi önerir. Denetimli demokratik devlet yapısından yanadır.

Nübüvvet ve felsefe olmak üzere yol ikidir. Nübüvvet yolu hakkı, felsefe yolu ‘ene’yi temsil eder. Demokratlık hakka dayanmak ve hakka dayanmayan yapıların karşısında olmaktır.

Demokrat anlayış Nebevî bir tavrı ifade eder. Dünya genelinde ilahi kaynaklı ortak alanlara doğru bir arayış içindedir. Mesela zulmetmemek nübüvvetten kaynaklanan bir değerdir. Hürriyet, adalet, refah içinde yaşama gibi hususlar insanlığın ortak değerler alanlarıdır ve Bediüzzaman’ın bu alana kattığı çok şey vardır. Bu bağlamda Bediüzzaman’ın demokratik devlet ve demokrat insan ile ilgili çizdiği çerçeve daha huzurlu ve müreffeh bir dünya için anlaşılmayı beklemektedir.

Yukarı