. Ziyaretçi


Okunma Sayısı: 2070

Bu Sayıdaki Diğer Yazılar

Metni Yazdır

KÖPRÜ Dergisini web üzerinden www.kitapyurdu.com adresinden satın alabilirsiniz.

Kampanyamızdan yararlanarak dergimizin eski sayılarına uygun fiyata sahip olabilirsiniz tıklayın.


 KÖPRÜ / Bahar 98 
 Alevilik
 KÖPRÜ / Kış 2013 
 Risale-i Nurların Şerhi


Copyright © 2006
KÖPRÜ Dergisi
Her Hakkı Saklıdır

Demokratlık
Kış 2014   [ 125. Sayı ]


Demokratlık

Editör

Demokrasiyle özdeşleştirilen demokratlık kavramı siyasal kültürümüzde önemli bir yere ve çok yönlü olarak incelenmesi gereken bir çeşitliliğe ve muhtevaya sahiptir.

En az yüz elli yıllık bir demokratikleşme sürecine sahip olan Türkiye’nin arzu edilen bir düzeyde demokrasiye neden sahip olamadığı sorusu, dikkatleri, demokrasinin öznesi ve besleyicisi olan demokratlık kavramına çevirmiştir. Bugünkü siyasi literatürde liberal, sosyal, muhafazakâr demokrat gibi adlandırmalarla karşımıza çıkan demokratlık türlerinin demokrat ortak paydasında buluşması meseleyi daha da ilgi çekici hale getirmektedir. Toplumun kendi kendisini daha özgür biçimde yönetmesi ve kamusal ve bireysel hürriyetlerin sağlanması hususunda farklı yol haritaları çizen bu düşünce tarzlarının hangisinin ‘gerçek demokratlık’ olduğu merak edilmektedir. Demokratlığın esas itibariyle hangi ilkelere yaslanması gerektiği ve demokrat insanın veya demokratik toplumun hangi vasıflara sahip olduğu hususu günümüz siyasi tartışmalarının doğru zeminlere taşınması açısından farklı demokratlık türlerinden yola çıkılarak da olsa tartışılmalıdır.

Demokratlık, modern toplumların ve fertlerinin kendilerine yakıştırdıkları bir elbise midir, yoksa tarihî seyri içerisinde farklı rejimler ve sistemler içinde dahi rastlayabileceğimiz bir tavrı ve zihniyeti mi ifade etmektedir? Esasen ‘hakkın yanında olmak, hakkı teslim etmek; ideolojik, kurumsal ve şahsî öncelikleri bir tarafa bırakıp hakka taraftar olmak’ şeklinde de özetleyebileceğimiz ve tarihin her döneminde rastlayabileceğimiz bir tavrı ve zihniyeti ifade eden ideal demokratlık, günümüzün demokrasi ve demokratlıkanlayışlarını da sorgulamayı gerektirmektedir. Genel bir tarifle demokratlık; ötekileştirmeyen, farklılıkları zenginlik olarak algılayan, adil, hürriyetçi tavır ve kuralları benimseyen, devlete, statükoya ya da belli bir zümreye yaslanmadan yüzünü bireye ve topluma dönen, adalet üreten bir hukuk sisteminin savunucusu olan, hukukun üstünlüğüne inanan bir duruşu ifade etmektedir. Bu durumda ötekileştiren, özgürlükleri kendi belirlediği alanlara hapseden, temel haklar bahsinde devletçi tavır takınan günümüzün liberal, sosyal ve muhafazakâr demokratlarının konjontürel zihniyet ve davranış biçimlerini de sorgulamak gerekecektir. Demokratlığı parçalı ve zaman zaman da seküler hale getiren böylesi ikircikli durumlar, hak ve adalet merkezli yeni bir demokratlık türü olarak ‘dindar demokrat’ kimliğini inceleme zorunluluğunu da beraberinde getirecektir.

Demokratlıkla birlikte anılan demokrasinin, Mısır örneğinde de görüldüğü gibi, Batılıların demokrasi bahsindeki ikiyüzlü tavırları nedeniyle anlamca yıpranması farklı tartışmaları da körüklemektedir. İslam ile demokrasiyi bağdaştıramayan ve demokrasi ile yıldızları bir türlü barışmayan kesimler için yeni bir tartışma alanı oluşturan bu durum İslam ile demokrasi arasındaki ilişkiyi tekrar sorgulatmakta, demokrat zihniyet ve yapıların vicdandan devlete uzanan yollarda nasıl hakim kılınacağı noktasındaki arayışları hızlandırmaktadır. Bu arayışların bir yönü de bir buçuk asırlık bir anayasal geleneğe sahip olduğumuz halde insanı ve ona ait değerleri koruyan, önceleyen bir hukuk devletine geçemeyişimizin sebeplerine işaret etmekte ve otoriter zihniyetler ve uygulamalar karşısında nasıl tavır takınılacağı ve demokratik kültürün nasıl yerleştirileceği ile ilgili ipuçlarına yönlendirmektedir. Sosyal meselelerimizin demokrat kimliğini öne çıkaran bu ipuçlarının yardımıyla çözülmesi özlediğimiz bir demokratik yapının oluşması açısından da önem kazanmaktadır.

Tartışılması gereken bir diğer husus da demokratlık tartışmalarında Bediüzzaman’ın yerinin nasıl belirleneceğidir. Tarihî süreç içersinde temel hak ve hürriyetler bahsinde sürekli Ahrar’a (Hürriyetçilere) vurgu yapan Bediüzzaman’ın ahrarların devamı olarak demokratları işaret etmesi yalnızca siyasi bir yönelişin mi ifadesidir yoksa ahrarlık zihniyetinin temel vurgularıyla mı ilgilidir sorusu günümüz siyasi tartışmalarına da ışık tutacak niteliktedir. Demokratlığı vicdan hürriyetini tesis etmek, hürriyetperverlik, millete hizmetkarlık, şeair-i İslamiyeye taraftar olma, İttihad-ı İslam siyasetini takip etme, Kuran ve İslamiyet aleyhindeki akımlar karşısında Risale-i Nur hakikatlerine ve talebelerine yardımcı olma gibi hususlar etrafında dile getiren Bediüzzaman Said Nursî’nin demokratlık tarifi Asr-ı Saadet’ten günümüze uzanan bir çizgiyi anlamak açısından önem kazanmaktadır. Bu bağlamda tarih boyunca İslam toplumları içinde demokrat zihniyetin izlerini sürmek, asr-ı saadet çizgisinin günümüz demokrat tasvirlerine yansımalarını görmek açısından dikkate değer okumalar olacaktır. Ayrıca bu okumalar Ahrar çizgisinden başlayıp Demokrat Parti’yle devam eden çizginin belirgin vasıflarının anlaşılması, bu vasıfların Muhafazakar Demokrasi anlayışına yaslanan Ak Parti’nin ve demokrat söylemler etrafında şekillenen günümüz siyasal partilerinin demokratlık açısından değerlendirilebilmesinin imkanlarını sunacaktır. Demokratik devletin öznesi durumunda olan demokrat kimliğinin ve onun birinci aşamadaki yansıması olan demokrasi kültürünün nasıl yerleştirilebileceği de demokratik toplumların tartışma konuları arasındadır. Bu bağlamda ‘demokrat kimliği oluşturma yolları nelerdir’ sorusunun cevabı parti, sendika, dernek ve cemaat gibi sivil toplum yapılarının demokrasi kültürünü ne kadar benimsedikleriyle de ilgilidir. Bu sebeple demokrasi ve demokratlık kültürünü yerleştirme yolları da bu sayının tartışma konuları arasındadır.

Köprü olarak bütün bunlardan hareketle 125. sayımızın konusunu “demokratlık” olarak belirledik ve konuyu “demokrasi, meşrutiyet, cumhuriyet, demokrat, demokratlık, demokrasi kültürü, liberal-sosyal-muhafazakar demokrat, dindar demokrat, Ahrarlar, dindarlık, din, siyaset, toplum, sivil toplum, cemaat, dernek, siyasal partiler, Demokrat Parti, anayasa, ordu, laiklik, yargı bağımsızlığı, ulus devlet, inançlar, ideolojiler, farklılıklar, devletin bekası, çoğulculuk, basın özgürlüğü, temel hak ve hürriyetler, öteki, muhalefet, ötekileştirme, hoş görü, uzlaşma, bir arada yaşama, hak, hukuk, adalet, vicdan…” gibi kavramlar etrafında incelemeyi planladık. Bu plan çerçevesinde Risale-i Nur Enstitüsü ile birlikte ‘Demokratlık’ konusunu bir masa çalışmasıyla İstanbul’da tartıştık. Masa çalışmasının sonuçlarını da 29 Aralık 2013 günü düzenlediğimiz bir panelle kamuoyuna duyurduk. Bu sayımızda hem masa çalışması sonuçlarına hem de panel metnine yer veriyoruz.

Bu sayımızda cevap bulmasını istediğimiz sorular kısaca şöyleydi:

Demokratlık nedir? Demokrat kimliğin temel vasıfları nelerdir?

Demokratik toplumun değerleri nelerdir? Demokratlık yalnızca kendini yönetme hakkına sahip olmak mı demektir? Cumhuriyet ile demokrasi ve demokratlık arasında nasıl bir ilişki söz konusudur?

Demokrasi, demokrat, demokratlık kavramlarının siyaset ve devletle ilişkisi nedir? Siyaset-toplum, devlet-siyaset ve devlet-toplum ilişkilerinin “demokratik şema”sı nasıl çizilebilir?

Demokrasi ve demokratlık açısından hukukun üstünlüğü kavramının önemi nedir? Hukuk zeminlerinin güçlünün imha aracı haline gelmemesi için yapılması gerekenler nelerdir? Bu noktada demokrat kimliğinin önemi nedir?

Liberal, sosyal, muhafazakar gibi demokratlık türlerinin temel farklılıkları nelerdir? Farklı demokrat türleri bir karşıtlığın mı ifade etmektedir yoksa devletle ilgili uygulamalarda bir rejimin arayışlarını mı seslendirmektedir?

Said Nursî’nin zihin dünyasında demokratlık nedir, demokrat kimdir? Said Nursî Ahrar ve Demokrat kavramları arasında nasıl bir ilgi kurmuştur? Risale-i Nur’a göre Ahrarlık nedir? Bediüzzaman’ın hayatında demokratlığın izleri nasıl sürülebilir? Bediüzzaman ve Demokrat parti arasındaki ilişkiyi nasıl yorumlamak gerekir? Bu hususta ehvenüşşer kavramının önemi nedir? Bu yorumlayış biçimini günümüz siyasi konjonktürüne nasıl taşıyabiliriz?

Köprü olarak 125. sayımızda okuyucumuzla ‘Hakemli Dergi’ statüsüyle buluşmanın haklı gururunu sizlerle paylaşırken gelecek sayıda “Said Nursî’ye Göre Toplumsal Hareketler ve Bir arada Yaşama” konulu 9. Risale-i Nur Kongresi metinleri ile karşınızda olmayı ümit ediyoruz.

Yukarı